ARE DIFFICULT in Turkish translation

[ɑːr 'difikəlt]
[ɑːr 'difikəlt]
zor
hard
difficult
tough
rough
hardly
have
barely
tricky
challenging
complicated
güçtür
power
strength
force
difficult
zordur
hard
difficult
tough
rough
hardly
have
barely
tricky
challenging
complicated
güç
power
strength
force
difficult
kolay değildir
not so easy
's not easy
it's hard
's not that simple
is no easy

Examples of using Are difficult in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
He says the roads are difficult hove and we are lost without guides.
Güzergâhın çok zor olduğunu ve rehbersiz kaybolacağımızı söylüyor.
People will think we're difficult.
Millet bizim zorlu olduğumuzu düşünecek.
These are difficult times, Herr Oberst.
Bunlar çok zor zamanlar Albay.
I know things are difficult but.
İşlerin zor olduğunu olduğunu biliyorum ama.
I know things are difficult, but I can't believe you told her about your ability.
Zor olduğunu biliyorum ama ona yeteneğinden bahsettiğine inanamıyorum.
Doctor/patient bonds are difficult to break sometimes, aren't they?
Doktor-hasta bağlarının kopması bazen çok güçtür, değil mi?
No-one thinks you're difficult, Jim.
Kimse senin huysuz olduğunu düşünmüyor, Jim.
Our lives are difficult.
Yaşamımız çok zor.
Those are difficult images to watch.
Seyretmesi çok zor karelerdi.
I understand that our circumstances are difficult.
Durumumuzun zor olduğunu anlıyorum.
Those are difficult images to watch.
Bunlar izlemesi çok zor görüntüler.
It may be difficult, but these are difficult times.
Zor olabilir fakat bunlar zor zamanlar… ve bu olanlar öyle olduğunu kanıtladı.
People are difficult.
İnsanlar çok zor.
These things are difficult, but she died peacefully in her sleep.
Bu gibi şeyler çok zordur, ama uykusunda huzurlu bir şekilde öldü ve aslına bakarsan.
She says that hands are difficult.
Ellerin çiziminin zor olduğunu söylemişti.
I needn't tell you the economic circumstances are difficult.
Ekonomik koşulların zor olduğunu söylememe gerek yoktur.
Connections. Which are difficult to obtain without.
Bu da bağlantın olmadığında… bayağı zor.
I know these are difficult circumstances, but please stop the nuclear terror.
Çok zor olduğunu biliyorum ama, lütfen nükleer saldırıyı durdurun.
He says the roads are difficult hove and we are lost without guides.
Güzergâhin çok zor oldugunu ve rehbersiz kaybolacagimizi söylüyor.
They're difficult to find.
Bunları bulmak çok zor.
Results: 282, Time: 0.0486

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish