ARE SEPARATE in Turkish translation

[ɑːr 'sepəreit]
[ɑːr 'sepəreit]
ayrı
separate
apart
different
distinct
individual
discrete
isolated
ayrılıyor
separate
apart
part
to break up
take
to distinguish
to shred
split
to devote
to divide
ayrıdır
separate
apart
different
distinct
individual
discrete
isolated
farklıdır
difference
notice
realize
matter
different
know
spot
recognize
realise
distinction

Examples of using Are separate in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
We're separate but our souls are one.
Biz ayrıyız ama ruhlarımız bir.
Pretending we are separate from it, that is the falsehood.
Ondan ayrıymışız gibi davranmak yalancılıktır.
They're separate and I think somewhat sophisticated.
Bunlar apayrı ve bence nasıl oluyorsa çok sofistike.
I am just sorry that our lands are separate.
Arazilerimiz ayrı olduğu için üzgünüm.
Make it clear that photo rights are separate.
Fotoğraf haklarının ayrı olduğunu açıklığa kavuşturalım.
A fundamental illusion in the world is that people are separate from nature.
Dünyadaki temel yanılgı insanın doğadan ayrı olduğunun sanılmasıdır.
A lot of Bajoran and Federation interests are separate.
Pek çok Bajor ile Federasyon menfaati birbirinden farklı.
You see, these two worlds are separate.
Her iki dünya müstakildir.
Actually, our GPS systems are separate.
Aslında, navigasyon sistemlerimiz arabayla ayrı veriliyor.
Normally, they're separate.
Normalde bunlar birbirinden ayrıdır.
Church and state are separate.
Kilise ve devlet birbirlerinden ayrıdır.
Injin Group are separate!
Injin Grup birbirinden ayrılar!
It's easy to think, when you look at an iceberg, that they're isolated, that they're separate and alone, much like we as humans sometimes view ourselves.
Bir buzdağına baktığınızda onların izole olduklarını, ayrı ve yalnız olduklarını düşünmek kolaydır. Aynı biz insanların kendimizi böyle değerlendirdiğimiz gibi.
Each are separate from each other in that the criminal body although it's a criminal,
İkisi birbirinden farklıdır. Suç bedeni ne yaptığını bilmese
But i'm a little unclear as to how the sensation i know that your nerve endings are separate.
Sinir uçlarınızın ayrı olduğunubiliyorum fakat anlamadığım nokta… duyuların beyinlerinizdenasıl algılandığı.
In an interview, she stated:"In my own life, my science and my religion are separate.
Bir röportajında‘ benim kendi hayatımda din ve bilim ayrıdır.
I know your nerve endings are separate, but a little I'm unclear… as to how the sensation is interpreted in your brains.
Sinir uçlarınızın ayrı olduğunu biliyorum fakat anlamadığım nokta duyuların beyinlerinizde nasıl algılandığı.
But i'm a little unclear as to how the sensation i know that your nerve endings are separate.
Sinir uçlarınızın ayrı olduğunu biliyorum fakat anlamadığım nokta… duyuların beyinlerinizde nasıl algılandığı.
I know that Jeanne likes it when we write together, but our deals… are separate, and I just need a little bit of time.
böylece… Jeannenin birlikte söz yazmamızı sevdiğini biliyorum ama anlaşmalarımız ayrı ve şu anda biraz zamana ihtiyacım var.
they're usually grouped together, and Koran are separate-- but notice, your King James Bible, your Book of Mormon, Now.
Kuran… odanın diğer tarafında, masanızda bulunan İbranice İncil ve Talmuddan ayrı duruyor.
Results: 55, Time: 0.0445

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish