BE ALONE in Turkish translation

[biː ə'ləʊn]
[biː ə'ləʊn]
yalnız
alone
lonely
only
lone
single
lonesome
solo
loner
privacy
be
yalnız kalmak
to be alone
privacy
to stay alone
to be left alone
lonely
yalnız bırak
left alone
to be alone
tek başına
are the only pain
yanlız
alone
lonely
only
just
be
rahatsız etme
comfortable
comfort
to relax
yalnız olmak için
to be alone
yalnız kalmayı
to be alone
privacy
to stay alone
to be left alone
lonely
yalnız kalmayacaksın
to be alone
privacy
to stay alone
to be left alone
lonely
yalnız kalmam
to be alone
privacy
to stay alone
to be left alone
lonely
yalnız bırakmayacağım
left alone
to be alone
tek başıma
are the only pain
yalnız bırakmayın
left alone
to be alone
yalnız bırakma
left alone
to be alone

Examples of using Be alone in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Right now, you're telling me that you wanna be alone.
Şu anda yalnız kalmak istediğini söylüyorsun.
I will have Julian. I won't be alone.
Yanlız gitmeyeceğim. Julianı yanıma alırım.
Let me be alone.
Beni yalnız bırak.
No, no, Captain. Got to let him be alone.
Yapma, Yüzbaşı. Onu rahatsız etme.
I would rather be alone.
Yalnız kalmayı yeğlerim.
Let's go whee we can be alone.
Baş başa konuşabileceğimiz bir yere gidelim.
And my son would be alone.
Oğlum tek başına kalacaktı.
I can be alone with you.
Seninle yanlız olabilirim.
My roomate is still not in and… I don't wanna be alone.
Oda arkadaşım hala gelmedi ve ben yalnız kalmak istemiyorum.
Let me be alone for a moment.
Beni biraz yalnız bırak.
No, no, Captain. Got to let him be alone.
Hayır, kumandan. Onu rahatsız etme.
But, um, I would rather be alone.
Ama yalnız kalmayı tercih ederim.
You will never be alone.
Asla yalnız kalmayacaksın.
When can we be alone?
Ne zaman baş başa kalabiliriz?
Let him be alone for a second.
Onu biraz yalnız bırak.
Okay, so, yeah. You two probably wanna be alone.
Pekâlâ, siz ikiniz muhtemelen yalnız kalmak istersiniz.
No, you shouldn't be alone with him.
Hayır, onunla tek başına kalamazsın.
I will have Julian. I won't be alone.
Julianı yanıma alırım. Yanlız gitmeyeceğim.
And I have to be alone.
Benim yalnız kalmam lazım.
But I would rather be alone.
Ama ben yalnız kalmayı yeğlerim.
Results: 856, Time: 0.0518

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish