BEING LOVED in Turkish translation

['biːiŋ lʌvd]
['biːiŋ lʌvd]
sevilmek
to be loved
to be
liked
aşık olduğunda
being in love
falling in love is
sevilmeyi
to be loved
sevilmeye
to be loved
to be very unpopular
to be liked
popular
to feel loved
i don't love
sevildiğini
loved
popular
seviyoruz
we love
we like
we do
much
sevilmek fazla

Examples of using Being loved in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Happiness is being loved for who you are.
Mutluluk, olduğun gibi sevilmektir.
And being loved.
Ve sevilebileceğime.
For loving you, when I know you can't stand being loved?
Sen sevilmeye katlanamıyorken seni sevdiğim için mi?
Lifetime in prison being loved by a big old girl named Hilde.
Hapishane hayatı Hilde isimli, büyük yaşlı bir kızla aşk yaparak geçer.
A woman who gives love ends up being loved.
Sevgi veren kadın sonunda sevilir.
And not being loved-- never, never, ever being loved.
Sevilmemek… Asla, asla ama asla sevilmemek.
Before I devoted myself and sacrificed myself to getting votes and being loved by everyone and helping people with their hearts and souls.
Kendimi bu işe adamadan, herkes tarafından sevilmek ve oylarını almak için kendimi feda etmeden ve insanların yüreklerine ve ruhlarına yardım etmeden önce.
Come on, being loved by so many adoring fans isn't a good enough motivation for you?
Hadi ama, çok hayran tarafından sevilmek senin için yeteri kadar iyi bir motivasyon değil mi?
I would go further and say that this life simply has to be harsh to stop Earthly happiness being loved.
Daha ileri gidip bu hayatın geçici bir süreç olduğunu söyleyeceğim… dünyevi mutluluğu durdurmak için… biri tarafından sevilmeyi.
I'm really happy to see this somewhat eccentric-looking thing being loved by a lot of people.
Birçok insan tarafından sevilmek. Ben bu biraz eksantrik görünümlü şeyi görmek gerçekten çok mutluyum.
I have always felt like I needed to prove myself to you and that I was worth being loved.
Ben hep sana kendimi kanıtlamaya ve sevilmeye değdiğimi göstermeye zorunlu gibi hissettim.
And sacrificed myself to getting votes and being loved by everyone Before I devoted myself I wanted to be a bartender like Jerry Maguire
Herkes tarafından sevilmek ve oylarını almak için kendimi feda etmeden Kendimi bu işe adamadan, ve insanların yüreklerine
That's the… big score- falling in love with the right person and… being loved.
Gerçek insana aşık olmak ve onunda sana aşık olması büyük şanstır.
My father told me this world was only a preparation for the next, and being loved. that all we can ask is that we leave it having loved..
Babam bana… bu dünyanın, sadece bir sonraki için hazırlık olduğunu söylemişti… ve tüm isteyebileceğimizin, sevmiş ve sevilmiş olarak onu terk etmek olduğunu.
Falling in love with the right person and… being loved. That's the… big score.
Gerçek insana aşık olmak ve… onunda sana aşık olması… büyük şanstır.
That she allowed, even welcomed, That girl got so lost… a lot of abuse from someone who made her wonder if she was worthy of being loved.
O kadın o kadar kaybolmuştu ki… sevilmeye ya da hatta hoşlanılmaya değer biri olup olmadığını düşünecek kadar… birinin onu istismar etmesine göz yumdu hatta kucak açtı buna.
To you who are loved, and to myself who's become an intruder.
Sevilen sana ve davetsiz misafir olan bana.
They have to be loved.
Sevilmek zorundalar.
You are loved by and forgiven for all.
Sen sevilen ve bağışlanansın.
James Holbrook was loved by everyone, wasn't he?
James Holbrook herkes tarafından seviliyordu, değil mi?
Results: 48, Time: 0.0821

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish