BLINDING in Turkish translation

['blaindiŋ]
['blaindiŋ]
kör
blind
blunt
dull
blindness
göz kamaştırıcı
köreltmesi
körleştirici
blind
blunt
dull
blindness

Examples of using Blinding in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Blinding them seems to work okay, doesn't it?
Onları kör etmek işe yarıyor değil mi?
Blinding them… leaving them helpless.
Onları kör ediyor çaresiz bırakıyor.
There was some douchebag with his high beams on.- Blinding me.
Uzak farlarıyla gözümü kör eden bir züppe vardı.
Parental pride can be blinding.
Annelik gururun gözlerini kör ediyor.
Salt, blinding effect.
Tuz kör olmalarına neden oluyor.
Alvarez is still in solitary after blinding a CO.
Alvarez bir gardiyanı kör ettiğinden beri tecritte.
By blinding me?
Beni kör ederek mi?
Look at this. Blinding, isn't it?
Kamaştırıcı değil mi? Şuna bakın?
Blinding, isn't it? Ooh, look at this?
Şuna bakın. Kamaştırıcı değil mi?
Blinding, isn't it?- Ooh, look at this.
Kamaştırıcı değil mi? Şuna bakın.
Look at this. Blinding, isn't it?
Şuna bakın. Kamaştırıcı değil mi?
Blinding, isn't it? Now.
Kamaştırıcı değil mi? Şuna bakın.
Salt, blinding effect.
Blinding'em seems to work OK?
Onları kör etmek işe yarıyor, değil mi?
For Catholics, blinding.
Katolikler için ceza, kör etmek.
Oblivion receding, the abyss opening, the screaming dirt of chaos, blinding.
Kayıtsızlık uzaklaşıyor, abis artıyor kaosun çığlık atan kiri kör ediyor.
Blinding the computer on its own mother ship!
Kendi ana gemisinin bilgisayarını kör etmek!
Kaidu running around my paddock, blinding horses?
Kaydu çayırlarımda dolanıp atlarımı körediyor?
Going to a lunch appointment then I get this sudden, blinding headache.
Öğle yemeğine giderken bir anda baş ağrısıyla gözlerim karardı.
Stop blinding me with that light.
Şu ışıkla beni kör etmeyi bırak.
Results: 321, Time: 0.0514

Top dictionary queries

English - Turkish