BOYISH in Turkish translation

['boiiʃ]
['boiiʃ]
çocuksu
child
kid
boy
guy
baby
juvenile
son
erkeksi
man
male
boy
guy
boyfriend
brother
dude
oğlansı
boy
guy
son
kid
lad

Examples of using Boyish in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
F all the scenery of the Hudson", Irving wrote later,"the Kaatskill Mountains had the most witching effect on my boyish imagination.
Irving daha sonra'' Bütün Hudson manzarasından, Kaatskill Dağları benim çocukça hayal gücümde en büyüleyici etkiye sahip yerdir'' şeklinde yazdı.
House was merely the"sidekick" of Wilson, because the script referred to Wilson as a doctor with"boyish" looks.
Wilsonın arkadaşı olduğunu düşündü; zira senaryoda Wilsondan'' delikanlı'' görünüşlü doktor olarak söz edilmekteydi.
Over the edge there peeped a clean-cut, boyish face, which looked keenly about it, and then,
Kenar üzerinden, bu konuda gayet baktı temiz bir kesim, çocuksu yüz, orada baktı
Obviously appealed to that young woman I sent out to evaluate you.- Good. Because I think you're a sexist, misogynist dinosaur, boyish charms, though wasted on me, a relic of the Cold War.
Antikasın ve beni etkilemeyen çekiciliğin, göründüğü kadarıyla- Güzel. Bence kadınları küçümseyen, soğuk savaştan kalma bir dinozorsun, seni değerlendirmesi için gönderdiğim genç kadını etkilemiş..
My boyish impetuosity.
Benim çocuksu ataklığım.
Pure boyish insanity.
Ne çocuksu bir çılgınlık.
Those boyish dreams!
Ah o çocuksu hayaller!
His boyish charm?
Çocuksu cazibesi?
It spoils your boyish charm.
Bu senin çocuksu cazibeni bozuyor.
Look at that boyish face.
Şu çocuksu surata bir bakın.
That is so boyish and sweet.
Çok çocuksu ve tatlı.
Dancers are usually lithe and boyish.
Dansçılar genelde esnek ve oğlan gibi olurlar.
And keep my boyish good looks.
Ve çocukça görünümümü korumamı.
Time to leave that boyish tradition behind.
Bu çocuksu alışkanlığı bırakma zamanı.
Girly style or boyish style?
Kızlara özgü bir tarz mı, yoksa erkeksi mi?
Well, there's that boyish grin!
İşte o çocuksu sırıtışın!
That insipid boyish grin, the smug self-regard.
Sıkıcı çocuksu gülüşü, kendini beğenmiş öz güveni.
Your boyish charm, hot bod tons of money?
Çocuksu çekiciliğin? Etkileyici vücudun? Tonlarca paran?
Are you getting the ineptitude and boyish charm?
Beceriksizlikle çocuksu cazibeyi yakalıyor musun kamerada?
You're winning them over with your boyish charm.
Çocuksu cazibenle onları kazanmaya başladın.
Results: 142, Time: 0.047

Top dictionary queries

English - Turkish