CONTINGENCY in Turkish translation

[kən'tindʒənsi]
[kən'tindʒənsi]
acil durum
emergency
contingency
urgent
mayday
olasılık
probability
possibility
odds
contingency
chance
possible
eventuality
likely
likelihood
prospect
yedek
backup
spare
reserve
auxiliary
back-up
replacement
extra
substitute
alternate
standby
beklenmedik durum
contingency
muhtemel durum
contingency
bir ihtimal
chance
possibility
odds
probability
a contingency
prospect
case
just
olası durum
possible situation
contingency

Examples of using Contingency in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
No contingency plan.
Yedek plan yok.
We would practice it as a contingency plan.
Bunu olasılık planı olarak geliştirdik.
I had no contingency plan for four million.
Dört milyon için muhtemel durum planım yoktu.
No, I want you to stay focused on our contingency plan.
Ben, senin, yedek planımıza odaklanmanı istiyorum. Hayır.
Every contingency.
Her olasılık.
You do have a contingency plan, don't you, sir?
Yedek planınız var mı efendim?
Contingency plans for somethinglike this don't exist. We're workin' on it.
Üzerinde çalışıyoruz. Böyle bir şey için olasılık planımız yok.
If things go sideways in an undercover investigation, there's a contingency plan to save cover.
Gizli görevde işler ters giderse kimliği kurtaracak yedek plan vardır.
We're workin' on it. Contingency plans for something like this don't exist.
Üzerinde çalışıyoruz. Böyle bir şey için olasılık planımız yok.
I know my original plan didn't go as planned…-… but I got a contingency.
Orijinal planım pek yürümedi ama yedek planım var.
Contingency plans for something We're workin' on it.
Üzerinde çalışıyoruz. Böyle bir şey için olasılık planımız yok.
I'm Mr. Serlano's contingency plan.
Bay Serlanonun yedek planıyım.
Continue plotting, and check contingency procedures.
Işaretlemeye devam, ve olasılık prosedürünü kontrol et.
But we need a contingency plan.
Umarım öyle olur ama bizim yedek plâna ihtiyacımız var.
I-I hope so, but we need a contingency plan.
Umarım öyle olur ama bizim yedek plâna ihtiyacımız var.
I want you to stay focused on our contingency plan.
Ben, senin, yedek planımıza odaklanmanı istiyorum.
Fitch, we have a contingency.
Fitch, bir ihtimalimiz var.
I'm prepared for any contingency.
Her beklenmedik duruma hazırlıklıyım.
Because they're paid on contingency, it works really,
Onlara olasılıklar üzerine para ödendiği için bunun tersi
I understand the need for that contingency file.
Olasılıklar dosyasının neden lazım olduğunu anlıyorum.
Results: 265, Time: 0.0505

Top dictionary queries

English - Turkish