DISGRACED in Turkish translation

[dis'greist]
[dis'greist]
rezil
lousy
vile
infamous
wretched
dreadful
crappy
degrade
rotten
despicable
shame
aşağılık
down
downstairs
down here
low
inferior
to bottom
downward
yüzkarası
disgrace
shame
an embarrassment to
scum
horlanmış
utandırdım
shame
to be ashamed
to be embarrassed
shy
utanç
shame
embarrassment
disgrace
ashamed
humiliation
shameful
dishonor
embarrassing
kınanmış
henna

Examples of using Disgraced in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
And buys a turtle. He's the reclusive son of this disgraced noble family.
Bir kaplumbağa alıyor. Gözden düşmüş asil bir ailenin içine kapanık oğlu.
They want to hear testimony from a disgraced, poor man's Snowden?
Gözden düşmüş Snowdenin fakir adamının ifadesini mi duymak istiyorlar?
Retired and disgraced.
Emekli ve gözden düşmüş.
Then you got Anthony Weiner, disgraced congressman.
Sonra Anthony Weiner var. Gözden düşmüş meclis üyesi.
He was unfairly disgraced while in the Special Forces and was dismissed.
Özel Kuvvetlerdeyken haksız yere gözden düştü ve görevine son verildi.
Disgraced sheriff Jimmy Pritchard took his own life today.
Gözden düşen Şerif Jimmy Pritchard bugün intihar etti.
His background, why, was he ever disgraced?
Geçmişi mi, neden, itibarını düşürecek bir şey mi oldu?
Disgraced Director of children's charity, Suffer The Little Children….
Acı Çeken Küçük Çocuklar Hayır Kurumunun utanmaz başkanı.
In an alliance with a disgraced family… am I to bring my family to ridicule?
Kendisini de ailesinide rezil etti. Ben bu rezilliği aileme taşımam?
As a family, disgraced.
And it wasn't just you disgraced.
Ayıplanan sadece siz değildiniz.
You look like a disgraced science teacher.
Gözden düşmüş fen öğretmenine benziyorsun.
Our fair city's disgraced DA, Ray Sacks just had his life sentence reversed.
Adil şehrimizin gözden düşen bölge savcısı, Ray Sacks ömür boyu hapisten kurtuldu.
Disgraced, drunk in charge of firing.
Rezil oldu, sarhoş sarhoş ateş etme emri vermiş.
Allah said:"Get out from this, disgraced and expelled!
Allah buyurdu: Haydi, yerilmiş ve kovulmuş olarak oradan çık!
On the disgraced businessman… After a three-month public call for information.
Gözden düşen iş adamı hakkında üç aydır bilgi isteniyordu.
The assassination disgraced the Shogunate and shook its foundations.
Bu suikast Şogunluku rezil etti ve temellerini derinden sarstı.
Marylin! shamed and disgraced the entire firm. This woman has humbled.
Marilyn! ve küçük düşürdü. Bu kadın bütün şirketi aşağıladı, utandırdı.
What? More disgraced Sentinel Service guys living in motels?
Neye? Motelde yaşayan rezil olmuş Sentinel Hizmetleri ajanlarına mı?
More disgraced Sentinel Service guys living in motels? What?
Motelde yaşayan rezil olmuş Sentinel Hizmetleri ajanlarına mı? Neye?
Results: 213, Time: 0.0769

Top dictionary queries

English - Turkish