DOUBLE TIME in Turkish translation

['dʌbl taim]
['dʌbl taim]
i̇ki kere
çifte mesai
double shift
been working doubles
double duty
double time
iki kez
twice
two times
on two occasions
çifte zaman
double time
çift zamanlı
iki katı
twice
double
two times
two floors
doubly
two solid
twice as much as
is two soft-boiled
çift zamanlamalı

Examples of using Double time in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Double time. Come on.
İki kez. Hadi.
Double time. Come on.
Hadi. Çabuk. İki kez.
On the double. Let's go, double time.
Gidelim, çifte zaman. Çifte.
Double time!
İki sefer!
That means we work double time to finish.
Bu da bitirene kadar iki kat fazla çalışacağız demektir.
Hey, Shampagne, double time and hazard pay coming at you.
Baksana Şampanya, iki kat süreye ve risk ödemesine hazır ol.
Double time!
İki defa.
Let's go! Double time!
Hadi iki defa.
Come on, people, double time, let's go!
Hadi millet, İkişerli, gidelim!
We got to load the trucks. Double time, everybody.
Kamyonları doldurmamız lazım Herkes iki sefer yapacak.
At least we made double time and a half today.
En azından bugün 2,5 mesai yaptık.
Then I gotta run up there double time, like… a little bunny with my lil' tissue and I gotta go wipe her little ass.
Küçük bir tavşan gibi iki kat hızla oraya koşmalıyım… elimdeki küçük tuvalet kağıdıyla kıçını silmem gerek.
I don't care if we work time and a half I don't care if we have to work double time but mark my words, we are gonna nail these punks, starting now!
Bir buçuk kat da iki kat da fazla çalışmamız gerekse iyi dinleyin, bu serserileri mıhlayacağız. Hemen!
between the mass and the baby so that your baby's heart doesn't have to work double time anymore.
ölü kütle arasındaki Böylece bebeğinin kalbi iki kat daha fazla çalışmamış olacak.
I don't care if we have to work double time… I don't care if we work time and a half…
Fazla mesai yapmamız umrumda değil… iki kat fazla çalmamız umrumda değil… ama beni iyi dinleyin,
Double time.
Double time it!
Çifte zaman!
Double quick, double time.
İki kat hızlı, iki kat uzun süre.
We move these in double time.
Bunları iki seferde taşırız!
I will pay double time.
Ne ödüyorlarsa iki katını veririm.
Results: 590, Time: 0.0572

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish