DRAINING in Turkish translation

['dreiniŋ]
['dreiniŋ]
boşaltmaya
to come
cum
cumming
wasn't spooged
kurutup
drenaj
drainage
the sump
drene
drain
akıtmaya
sömürmek
to exploit
is they're draining
boşaltılması
to come
cum
cumming
wasn't spooged
kurutmanın
tükettik
consuming
depleted
consumption
eating
exhausting

Examples of using Draining in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
The system's draining him.
Sistem tüketiyor adamı.
If Benny's in Louisiana draining folks… We should look into it.
Eğer Benny Louisianada insanların kanını emiyorsa, buna bir bakmalıyız.
Is that draining?
Bu yorucu mu?
Draining the fluid in her pleural space would reduce airway resistance.
Plevral aralıktaki sıvıyı drene etmek havayolu direncini azaltır.
I feel my willpower draining away.
İrademin akıp gittiğini hissediyorum.
It will keep on draining.
Akmaya devam eder.
His brain's draining. It's the brain drain.
Adamın beyni akıyor. Beyni akıyor.
There's an old draining system that leads into the college that was built in the 1700s.
Eski bir drenaj sistemi var. 1700lerde yapılma direk üniversiteye çıkan.
I heard chemo is draining.
Kemoterapinin yorucu olduğunu duydum.
It has only spread faster since we began draining Gelfling.
Gelfling özü emmeye başladığımızdan beri yayılışı hızlandı.
Flunking out of college can be draining.
Tabi üniversiteden atılmak yorucu bir şey olmalı.
Shorting out our supplemental power supply and draining the unit's capacitor.
Ek güç tedariğimiz bitti ve ünitenin kapasitörünü emdi.
Illegal immigrants are taking our jobs and draining Kansas resources.
Yasadışı göçmenler işlerimizi alıyor ve Kansas kaynaklarını tüketiyorlar.
His battery power's at 9% and draining fast.
Güç kaynağı% 9da ve hızla tükeniyor.
Start draining the amniotic fluid.
Amniyotik sıvıyı çekmeye başlayın.
Draining all the power from the ship.
Geminin bütün gücünü emip.
It's the brain drain. His brain's draining.
Adamın beyni akıyor. Beyni akıyor.
The entire matter is so very draining.
Tüm bu mesele çok yıpratıcı.
The water's draining good now.
Şimdi su güzel akıyor.
Critique is so limiting and emotionally draining.
Eleştiri yazmak çok sınırlayıcı ve duygusal açıdan tüketici.
Results: 83, Time: 0.089

Top dictionary queries

English - Turkish