DRUNKEN in Turkish translation

['drʌŋkən]
['drʌŋkən]
sarhoş
drunken
a drunk
drink
intoxicated
inebriated
ayyaş
drunken
lush
a drunk
sot
wino
rummy
twizz
drunk
boozer
boozy
içkili
drink
liquor
booze
alcohol
hooch
alkollü
alcohol
booze
liquor
drink
sobriety
DUI
sarhoşluk
drunken
a drunk
drink
intoxicated
inebriated
sarhoşlar
drunken
a drunk
drink
intoxicated
inebriated
sarhoşken
drunken
a drunk
drink
intoxicated
inebriated
i̇çkiden
drink
liquor
booze
alcohol
hooch
alkol
alcohol
booze
liquor
drink
sobriety
DUI

Examples of using Drunken in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I'm sick and tired of your drunken stupor!
Her gün içip içip zıbarıyorsun. Senin sarhoşluk hallerinden bıktım valla!
I don't want to spoil a good drunken stupor by imagining your reason.
Nedenin üzerinde kafa yorarak bu güzel sarhoşluk anını bozmak istemiyorum.
I'm a lot of girls big drunken mistake.
Ben bir sürü kızın büyük sarhoşluk hatasıyım.
Old despite his drunken stupor recognized James Folliat behind the facade of Sir George Stubbs.
Yaşlı adam alkolün verdiği sarhoşlukla James Folliatı Sör George Stubbsı arkasından tanıdı.
My goal is just to keep the drunken gropes to single digits.
Amacım sadece sarhoşları tekli hanelerde tutmak.
Two weeks before the auditions, he breaks his hand in a drunken bar fight.
Seçmelerden iki hafta önce sarhoşlarla bar kavgasında elini kırdı.
If Kaidu wishes to challenge his Khan with drunken rumors, let him.
Eğer Kaydu, Hanına sarhoşların dedikodularıyla meydan okuyacaksa okusun.
There's different kinds of walks for drunken people.
Sarhoşların farklı yürüyüş stilleri vardır.
Drunken toast from Kelly Donovan.
Kelly Donovandan sarhoşça bir kadeh.
We were just talking about how I'm a drunken idiot.
Az önce ayyaşın teki olduğumdan bahsediyorduk.
See what a court-martial thinks of their drunken hooliganism!
Bakalım askeri mahkeme ayyaşlık ve serseriliklerine ne diyecek!
He's a lazy, drunken, worthless.
O artık tembel sarhoşun teki ve değersiz.
She has bad drunken habits.
İçki alışkanlığı kötü ve.
You hang out here, in this drunken haunt!
Burada takılıyorsun, sarhoşların uğradığı yerde!
That Armsby is a lying, drunken fellow. That Armsby.
O Armsby yalancı ayyaşın teki. O Armsby.
She doeS not think The Drunken lmmortal needed hiS life Saved.
Ölümsüz sarhoşun kurtarılmaya ihtiyacı olduğunu hiç sanmıyorum.
The Drunken Immortal did not need his life saved.
Ölümsüz sarhoşun kurtarılmaya ihtiyacı olduğunu hiç sanmıyorum.
You will be back to repairing late-night, drunken head injuries in no time.
Yakında gecenin körü gelen sarhoşların kafa travmalarını tamir edeceksiniz.
In no time. You will be back to repairing late-night, drunken head injuries.
Yakında gecenin körü gelen sarhoşların kafa travmalarını tamir edeceksiniz.
Super hot. Drunken toast from Kelly Donovan.
Kelly Donovandan sarhoşça bir kadeh. Süper ateşli.
Results: 1333, Time: 0.0488

Top dictionary queries

English - Turkish