ERADICATE in Turkish translation

[i'rædikeit]
[i'rædikeit]
yok
no
not
have no
destroy
nah
nope
there's nothing
kökünü kazımak
ortadan kaldırmak
kökünü kurutmak
kökünden
root
stem
radical
origin

Examples of using Eradicate in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Eradicate communism! Eradicate them!
Komünizmi yok et! Hepsini yok edin!
Well, eradicate this!
Öyleyse, bunu yok et!
When it got in here, it somehow gave the command,"Eradicate.
Buraya girdiğinde, bir şekilde'' yoket'' komutunu vermiş olmalı.
It's up to the Jedi council to find this mysterious killer and eradicate him.
Jedi Konseyinin esrarengiz katili bulup yok etmesi buna bağlı.
Someone should do the female race a favor and eradicate you idiots.
Biri kadın ırkına bir iyilik yapmalı ve siz aptallardan kurtulmalı.
Yes, and eradicate them at once before they seek their revenge.
Evet. Ve intikamlarını almadan önce onları yok etmeliyiz.
You can definitely eradicate corruption.
Kesinlikle yolsuzlukları bitirirdin.
And eradicate him. It's up to the Jedi Council to find this mysterious killer.
Jedi Konseyinin esrarengiz katili bulup yok etmesi buna bağlı.
Let's start packing up. You-- Get on the Cumboni and eradicate this place.
Paketlemeye başlayalım. Sen… Dölboniye git ve burayı yok et.
You… Get on the Cumboni and eradicate this place Let's start packing up.
Paketlemeye başlayalım. Sen… Dölboniye git ve burayı yok et.
To help eradicate hunger and poverty across the globe. The goal?
Amaç ne? Tüm dünyada açlığı ve yoksulluğu yok etmeye yardım etmek?.
May God eradicate these barbarians.
Belki Allah o barbarları yok eder.
And there's a section in here entire populations. about how this technology could eradicate.
Ve bir yerinde bu teknolojinin nüfusun kökünü kurutmak için kullanılabileceği yazıyor.
About how this technology could eradicate entire populations.
Tüm popülasyonlar. Bu teknolojinin nasıl ortadan kaldırılabileceği hakkında.
Eradicate all evil!
Bütün kötüleri yokedin!
And do your best to preserve my data. Eradicate my voluntary functions.
Kasıtlı fonksiyonlarımı yok edip… verilerimi korumak için elinizden gelenin en iyisini yapın. Beni kapatmalısınız.
The true source, Whose sole task it is to seek out and eradicate of man's inhumanity to man.
Görevi yalnızca insanların birbirlerine karşı olan insaniyetsizliklerinin… gerçek kaynağını bulup yok etmekti.
He said Brussels will keep on encouraging its partners in Croatia to continue with the good work and eradicate corruption on all levels-- local and national.
Brükselin Hırvatistandaki ortaklarını bu olumlu çalışmalarını sürdürmeleri ve yolsuzluk sorununu hem yerel hem de ulusal düzeyde ortadan kaldırmaları yönünde desteklemeye devam edeceğini söyledi.
The true source, Whose sole task it is to seek out and eradicate of man's inhumanity to man.
Kaynağını bulup yok etmek;… Tek görevi insanın insana kötü davranmasının.
Your brilliant father and I are helping them eradicate a very nasty pest called the cane fly.
Zeki babanız ve ben,'' bambu sineği'' isimli… çok çok zararlı bir böceğini kökünü kazımak için yardım ediyorduk onlara.
Results: 60, Time: 0.12

Top dictionary queries

English - Turkish