EYE in Turkish translation

[ai]
[ai]
göz
eye
look
eyeball
sight
ocular
iris
retinal
take
gözle
to observe
watching
gözü
eye
look
eyeball
sight
ocular
iris
retinal
take
gözünü
eye
look
eyeball
sight
ocular
iris
retinal
take
gözüne
eye
look
eyeball
sight
ocular
iris
retinal
take

Examples of using Eye in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Also broke a blood vessel in my eye.
Ayrıca gözümde de bir damar çatladı.
You two keep and eye on things, till Draco
Siz ikiniz şeylerin üzerinde gözünüzü açık tutun.
There was blood dripping from her eye.
Kızın gözlerinde akan vardı.
I said look at that eye.
Şu gözlere bak dedim.
I think I have got something in the eye.
Sanırım gözümde bir şey var.
That's visible to our eye, but it's the equivalent of infrared in the deep sea.
Bizim gözümüz için görülebilirdir, fakat derin denizde kızılötesine eşdeğerdir.
Come on, lads, eye on the ball. Come on.
Hadi çocuklar, gözünüz topta olsun, hadi.
Do you not have an eye to tell the real from the false?
Gerçeği sahtesinden ayıracak gözünüz yok mu?
Do you have eye problems?
Gözlerinde sorun mu var?
Girls, keep an eye on him, will ya?
Kizlar, gözlerinizi ondan ayirmazsiniz degil mi?
She has no eye movements, She has no pupillary responses.
Gözlerinde hareketlilik yok, pupiller tepki de vermiyor.
They're playing beer pong with Other Jim's glass eye.
Diğer Jimin cam gözüyle bira pinponu oynuyorlar.
After that, he was possessed by the eye.
Bundan sora gözlere karşı saplantılı oldu.
Through a horse's eye we seem bigger than we are.
Bir at gözüyle, olduğumuzdan daha büyük görünüyoruz.
I sort of have my eye on a different Grayson.
Benim gözümde değişik bir Grayson var.
Keeping an eye on you requires vigilance both day and night.
Gözlerimi üzerinde tutmak için Gece gündüz ayakta olmam gerekiyor.
After you're done with Angor's eye, I thought you could use Gunmar's.
Angorun gözüyle işin bittikten sonra Gunmarınkini kullanabileceğini düşündüm.
These eye clamps are the only way I can tolerate today's TV.
Bu gözler beni kenetledi. Ancak bu yolla bugünün televizyonunu tolerans edebilirim.
I need an eye in the sky for this.
Benim yukarıda gözlere ihtiyacım var.
We have had our eye on you for a while, Michael.
Gözümüz bir süre üstünde olacak, Michael.
Results: 11106, Time: 0.0947

Top dictionary queries

English - Turkish