FIGHTING MEN in Turkish translation

['faitiŋ men]
['faitiŋ men]
savaşan adamlar
savaşçı erkekler
savaşan erkeklerle
savaş adamları
savaşçı erkeklerinin
adam dövmekte
savaşçı adamlar
erkeklerle dövüşmekten

Examples of using Fighting men in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Bringing honor to themselves and the nation fighting men are proving themselves, Mission after mission, these stalwart that
Göre üstüne görev, bu korkusuz savaş adamları… onlara siviller demekten gurur duyan… milletini
Fighting men are proving themselves, bringing honor to themselves and the nation Mission after mission,
Göre üstüne görev, bu korkusuz savaş adamları… onlara siviller demekten gurur duyan… milletini
Aye! but if they do… Also hopes that never a day will come when the clan's fighting men will have to draw iron!
Ayrıca klanın savaşçı erkeklerinin bir gün kılıç çekmek zorunda kalmamasını temenni ediyor ama mecbur kalırlarsa da… Evet!
When the clan's fighting men will have to draw iron, Aye! But if they do!
Ayrıca klanın savaşçı erkeklerinin bir gün kılıç çekmek zorunda kalmamasını temenni ediyor ama mecbur kalırlarsa da… Evet!
And you're a grub in fancy armor who's better at beating little girls than fighting men.
Sen de adamlarla savaşmak yerine küçük kızları döven, zırhlı bir kurtçuksun.
But with a little help from jesus and our fighting men and women overseas… all right,
Ama İsadan ve savaşan erkek ve kadınlardan yardım alarak denizleri… Tamam,
Weapons, fighting men for our holy cause. But enough to begin securing ships.
Temin edecek kadar yüksek. Kutsal amacımız için gemileri, silahları, savaşabilecek adamları.
weapons, fighting men for our holy cause.
Kutsal amacımız için gemileri, silahları, savaşabilecek adamları.
Members of the Army's crack K-9 Corps undergo a training as rigorous as that of our fighting men.
Ordu, K-9 bölümünün üyeleri savaşan erlerimizinki kadar çetin bir eğitimden geçiyor.
Fighting men… on land, on sea
İhtilalin siyah gömleğini giyen… karada, denizde ve havada… savaşan erkekler ile… İtalya
weapons, fighting men for our holy cause.
silahlar, savaşacak adamlar temin etmek için yeterli
But there was no hint of the canals of Barsoom… no sultry princesses… no 10-foot-tall green fighting men… no thoats,
Fakat ne Barsoom kanallarına… ne ateşli prensese… ne üç metrelik yeşil dövüşçü adamlara… ne yük hayvanlarına,
The Australians are fighting men.
Avustralyalılar erkeklerle savaşıyor.
You want my fighting men.
Dövüşebilen adamlarımı istiyorsunuz.
These are fighting men.
Bunlar savaşçı adamlar.
These were fighting men.
Bu insanlar arasındaki bir savaş değil.
His best fighting men are dead.
En iyi dövüşen adamları öldü.
They're just serious fighting men.
Onlar ciddi savaşan adamlar, hepsi bu.
You want my fighting men.
Savaşçı adamlarımı istiyorsunuz.
They just serious fighting men.
Onlar sadece ciddi askerler.
Results: 4671, Time: 0.0471

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish