GRAVEYARD in Turkish translation

['greivjɑːd]
['greivjɑːd]
gece
night
evening
overnight
mezarlık
grave
tomb
burial
cemetery
graveyard
crypt
mezarlığı
grave
tomb
burial
cemetery
graveyard
crypt
mezarlığa
grave
tomb
burial
cemetery
graveyard
crypt
mezarlıkta
grave
tomb
burial
cemetery
graveyard
crypt
bir mezarlikta
bir mezarligin

Examples of using Graveyard in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
But if there were such an island, if the graveyard of whales really did exist.
Ama böyle bir ada olsaydı, balinaların mezarlığı gerçekten var olsaydı.
And, no, i didn't kill him. i was working graveyard at the plant.
Ve hayır, onu ben öldürmedim. Mezarlıkta çalışıyordum.
I spotted a ship graveyard and we're heading straight for it.
Ve tam ona doğru gidiyoruz. Bir gemi mezarlığı tespit ettim.
Let's get this heap fixed and then try to figure out how to hit the Graveyard.
Şu yığını tamir edelim ve mezarlığa nasıl gideceğimiz bulmaya çalışalım.
Horrible. Creepy. And Willard and I go to the graveyard all the time.
Korkunç, korkunç. Willard ve ben mezarlığa kadar gideceğiz.
Always hung out at the graveyard. That old boy from the Delta, Robert Johnson.
Deltadan gelen o çocuk, Robert Johnson hep mezarlıkta takılırdı.
In fact, we can get a whole toy graveyard goin'.- Okay.
Peki. Hatta kocaman bir oyuncak mezarlığı bile yapabiliriz.
always hung out at the graveyard.
Robert Johnson hep mezarlıkta takılırdı.
We know this guy used wildwood trail as h pisersonal graveyard for 6 months.
Adamın Wildwood patikasını altı aydır… kendi mezarlığı gibi kullandığını biliyoruz.
Were you in a graveyard watching a movie recently? Yes?
Evet? Son günlerde, mezarlıkta film izledin mi?
As his personal graveyard for six months. Okay, we know this guy used Wildwood Trail.
Adamın Wildwood patikasını altı aydır… kendi mezarlığı gibi kullandığını biliyoruz.
It's the ground bones of a graveyard sparrow.
Mezardan çıkarılmış serçe kemikleri.
She's going a long way to the elephants' graveyard.
Fillerin mezarlığına kadar uzun bir yol gidecek.
We picked flowers in William's graveyard.
Williamın mezarından çiçek topladık.
Someone dug a hole in your graveyard.
Birileri mezarlığında bir delik kazmış.
Why don't you just get her the graveyard shift at a liquor store?
Neden ona mezar bekçiliği veya içki dükkanında bir iş bulmadın?
On my way to graveyard shift, remember?
Mezarlıktaki vardiyama gidiyordum, hatırladın mı?
They're bringing you bodies, aren't they, from the graveyard?
Sana mezarlıktan ceset getiriyorlar, değil mi?
I can always smell a graveyard.
Mezarlığın kokusunu her zaman alabilirim.
Every graveyard on planet Earth is about to burst its banks.
Dünya gezegenindeki bütün mezarlıklar bankalarını boşaltmak üzere.
Results: 825, Time: 0.0798

Top dictionary queries

English - Turkish