GROWING UP in Turkish translation

['grəʊiŋ ʌp]
['grəʊiŋ ʌp]
büyümek
grow up
growth
to expand
bigger
being raised
expansion
to grown-up
büyüyen
growing
growth
küçükken
little
small
young
tiny
minor
junior
petty
çocukluğumda
childhood
boyhood
child
kids
childish
childishness
yetişmek
to catch up
growing up
büyüyüp sonra
growing up
ben büyürken
when i was growing up
growing up , my
büyümenin
grow up
growth
to expand
bigger
being raised
expansion
to grown-up
büyüyor
grow up
growth
to expand
bigger
being raised
expansion
to grown-up
büyümesini
grow up
growth
to expand
bigger
being raised
expansion
to grown-up
çocukluğunda
childhood
boyhood
child
kids
childish
childishness
çocukluğumu
childhood
boyhood
child
kids
childish
childishness
çocukluğumuzda
childhood
boyhood
child
kids
childish
childishness

Examples of using Growing up in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Da-song's dad says it's just a part of growing up.
Da-songun babası, bunun büyümenin bir parçası olduğunu söylüyor.
Growing up, I thought I was just a little gay boy. What?
Çocukluğumda, kendimi gey bir oğlan sanıyordum. Ne?
Growing up, he told us the same stories he probably told you.
Size anlattıkları, muhtemelen küçükken bize anlattıklarıyla aynıdır.
Growing up, he was afraid of no one.
Çocukluğunda hiç kimseden korkmazmış.
Da-song's dad says it's just a part of growing up.
Da Songun babasi, büyümenin bir parçasi oldugunu söylüyor.
But I wouldn't want my kids growing up like we did.
Ama benim çocuklarımın bizim gibi büyümesini istemiyorum.
Growing up, there wasn't much to do A lot.
Yapacak çok şey değildi Orada büyüyor Çok.
I wasn't allowed to listen to anything but religious music growing up.
Çocukluğumda dini müzik dışında hiçbir şey dinlememe izin verilmezdi.
The same stories he probably told you. Growing up, he told us.
Size anlattıkları, muhtemelen küçükken bize anlattıklarıyla aynıdır.
Okay. Tell me, were you a big fan of the comic books growing up?
Söylesene, çocukluğunda çizgi roman sever miydin? -Peki?
Growing up, I used to summer atmy grandparents' place on a lake like this.
Çocukluğumu dedemlerin böyle bir gölün yanında olan evinde geçirirdim.
Da-song's dad says it's just a part of growing up.
Da Songun babası, büyümenin bir parçası olduğunu söylüyor.
I mean, this is tough weeds growing up against it.
Yani, bu buna karşı büyüyor zor yabani ot olduğunu.
I don't want Bernard Jr. Growing up in a shed.
Bernard Jr. ın bir kulübede büyümesini istemiyorum.
I heard stories about him, growing up.
Çocukluğumda onun hakkında hikayeler duymuştum.
Freddie, the truth is, growing up, I had no idea.
Freddie, gerçek şu ki küçükken hiçbir fikrim yoktu.
We never had these growing up.
Çocukluğumuzda hiç bunlara sahip olmadık.
Guess you probably didn't have a dog, growing up.
Herhalde çocukluğunda hiç köpeğin olmamıştı.
It's part of growing up. You can do this, Campion.
Büyümenin bir parçası bu. Yapabilirsin Campion.
This ain't nothing but July in my bedroom growing up.
Bu benim yatak odasında bir şey ancak Temmuz büyüyor değildir.
Results: 1322, Time: 0.0683

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish