HABITUAL in Turkish translation

[hə'bitʃʊəl]
[hə'bitʃʊəl]
alışılmış
usual
customary
habitual
conventional
traditional
common
routine
familiar
bağımlısı
ties
connection
relative
vineyard
attachment to
a tether to
related to
kronik
chronic
chronically
habitual
sürekli
always
all the time
keep
constantly
continuous
continually
permanent
consistently
repeatedly
perpetual

Examples of using Habitual in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Habitual criminal, not someone capable of acting with this kind of purpose.
Alışılmış bir suçlu. Bu tür kasıtlı bir amaç için… eyleme geçme yetisi olan biri değil.
But I see now such behavior is habitual for you. We accepted you had a child without benefit of clergy.
Ama görüyorum ki bu sende alışkanlık olmuş. Evlenmeden çocuğun olduğunu kabul ettik.
wife-beating, habitual drunkard.
After Lafayette authorities threatened to charge him as a habitual criminal, Rose moved to Los Angeles, California, in December 1982.
Nin Aralık ayında, Lafayette yetkilileri, Roseu itiyadi suçlu olarak cezalandırmakla tehdit edince, Los Angeles, Kaliforniyaya taşındı.
Considering the time these fires occurred, the habitual patterns of both families were in direct conflict with where the bodies were found.
Yangınların gerçekleştiği zamanlara bakarsak, iki aile de normal davranış düzenleriyle çelişkili bir yerde bulundular.
So if you receive counseling and prove that it's not habitual, you can avoid going to prison.
Hapse girmekten kurtulabilirsiniz. Yani danışmanlık alırsanız ve bağımlı olmadığınızı kanıtlarsanız.
So not the habitual architecture that instills in us the false sort of stability, but an architecture that is full of tension,
Yani bize yanlış tür denge aşılayan alışılmış mimari değil, ama heyecan dolu bir mimari,
see you make the leap to murder. was a habitual seducer of teenagers,
yeni öldürülmüş kocasının… genç kızları ayartma bağımlısı olduğunu düşünmesini sağladınız…
They're habitual criminals.
Bunlar mutat suçlulardır.
Okay, my habitual search.
Evet, benim alışkanlıklarımda.
Tom is a habitual liar.
Yalan Tomun göbek adıdır.
Tom is a habitual liar.
Tom yalanı huy edinmiş biri.
People have habitual dialing patterns.
İnsanların arama huyları vardır.
They indicate Curtis's habitual speech pattern.
Bunlar Curtisin her zamanki konuşma örneğini gösteriyor.
The behavior is often repeated and habitual.
Davranışlar sıklıkla tekrarlanır ve alışkanlık haline getirilir.
This kid's a habitual offender.
Bu çocuk her zaman kaçıyor.
The effects of habitual use are indeed disturbing.
Alışkanlığı rahatsızlık verici etkiler yaratabilir.
I contracted it through years of habitual smoking.
Yıllardır süren sigara içme alışkanlığım yüzünden yakalandım.
Grandfather sat in his habitual place near the fire.
Büyükbaba ateşin yanındaki her zamanki yerine oturdu.
Dimitri's habitual good cheer seems somewhat dimmed this evening.
Dimitrinin neşeli tabiatı bu akşam biraz solmuşa benziyor.
Results: 171, Time: 0.0714

Top dictionary queries

English - Turkish