HAN in Turkish translation

han
khan
inn
handan
han
inn
khan
hanın
huh
oh
eh
hmm
hm
hanı
khan
inn
hana
khan
inn
hanla
khan
inn

Examples of using Han in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Say hello to Jake Han, the supervisor of the current project.
Şu anki projenin süpervizörü Jake Hana merhaba deyin.
Chief Jeong and Agent Han were asked to debrief you in person.
Şef Jeong ve Ajan Handan size şahsen bilgi vermeleri istenmişti.
I thought you kept in touch with Jin-sook Han in Seoul.
Seulde Jin-sook Hanla görüşmeye devam etmişsin.
I have endured this han because I have to provide for my family.
Ailemi geçindirmek zorunda olduğumdan bu hana katlanıyorum.
I was shadowing the aristocrat under an order from Han.
Handan gelen emirle soyluyu koruyordum.
He had a serious relationship with Madam Han for a long time.
Madam Hanla uzun süren ciddi bir ilişkisi vardı.
It doesn't seem like Chief Jeong will join Agent Han.
Görünüşe göre Şef Jeong Ajan Hana katılmayacak.
From Simin Han.
Simin Handan.
With the new Chief of Surgery, Dr. Han. I have been working on a case.
Yeni cerrahi şefi Doktor Hanla bir vaka üzerinde çalışıyordum.
I want you to meet Dr Han.
Sizi Dr Hanla tanıştırmak istiyorum.
You know I met Dr. Han.
Dr. Hanla görüşmüştüm, biliyorsun.
Tell us about Dr. Han.
Bize biraz Dr. Handan bahsedin.
He's having dinner with Chairwoman Han.
Başkan Hanla yemek yiyorlar.
I'm in the car with Ambassador Han.
Büyükelçi Hanla birlikte arabadayım.
And met Madam Han outside. That's right. He could have come to the gate.
Dışarıda buluşmuş olabilir. Kapıya kadar gelmiş ve Bayan Hanla Doğru.
Her death has to do with Minister Lim and Master Han.
Ölümünün Bakan Lim ve Efendi Hanla bir ilgisi olmalı.
She came with Im Yo Han.
Im Yo Hanla geldi.
She must have absorbed enough of Kahlan's han to use it against her.
Kahlanın kendi Hanından yeteri kadarını alıp ona karşı kullanmış olmalı.
Some of you will have to sacrifice your han.
Bazılarınız Hanlarını feda etmek zorunda.
One by one, the Sisters surrendered their han to me.
Rahibeler birer birer Hanlarını bana teslim ettiler.
Results: 4171, Time: 0.1041

Top dictionary queries

English - Turkish