HAUGHTY in Turkish translation

['hɔːti]
['hɔːti]
mağrur
proud
haughty
uppity
lofty
bumptious
vainglorious
vain
kibirli
arrogance
vanity
pride
hubris
conceit
arrogant
proud
smug
upstage
cocky
kibirliler
arrogance
vanity
pride
hubris
conceit
arrogant
proud
smug
upstage
cocky
mağrurlardı
proud
haughty
uppity
lofty
bumptious
vainglorious
vain

Examples of using Haughty in English and their translations into Turkish

{-}
  • Ecclesiastic category close
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Haughty eyes, a lying tongue,
Gururlu gözler, Yalancı dil,
Whom the proud and haughty Katrina Samoushenka could not permit herself to love.
Onu gururlu ve kendini beğenmiş Katrina Samoushenkanın sevmesine ise izin veremezdin.
From Firon; surely he was haughty,(and) one of the extravagant.
Firavundan. O, azgın bir diktatör idi.
senor Alatriste is both poor and haughty.
hem fakir hem de küstah.
His favourite word is orgulous, which means haughty and proud.
En sevdiği kelime kibirli. Kendini beğenmiş ve gururlu demek.
Too short to be haughty, too nutty to be naughty Going on 40,
Kibirli olmak için çok kısa olmak, haylaz olmak için çok çatlak
I couldn't avoid the Mareuil townhouse knowing that haughty and heartless creature would be there to mock the madness of my undertaking.
Mareuilin evinden uzak duramadım. Çünkü bu kibirli ve kalpsiz yaratığın ona karşı olan hislerimle alay etmek için orada olduğunu biliyordum.
That hid a cruel, twisted mind? Don't you remember his haughty, dignified air?
Onun, içinde sapık fikirli bir zalim saklayan… mağrur, vakur havasını ne çabuk unuttunuz?
Goeth before destruction, before a fall. and a haughty spirit But smugness, like pride.
Düşüş gelir. kendini beğenmişliğin ardından yıkım; kibirli ruhun ardından da… Ama kibirde olduğu gibi.
came with clear signs; but they were haughty(and oppressed) the land.
Mûsa onlara açık-seçik kanıtlarla geldiği halde, yeryüzünde büyüklük tasladılar.
But smugness, like pride, before a fall. goeth before destruction, and a haughty spirit.
Düşüş gelir. kendini beğenmişliğin ardından yıkım; kibirli ruhun ardından da… Ama kibirde olduğu gibi.
The haughty ones remarked.'Most
O kibirliler, dediler ki: Hiç şüphe
will be turned black; Is there not in Hell an abode for the Haughty?
kıyamet günü yüzleri simsiyah halde görürsün. Kibirliler için cehennemde bir barınak mı yok!
Your father is planning to marry you to that haughty girl, the one we met in shopping arcade Why would I be interested in her!
Senin baban, o kibirli kızla seni evlendirmeyi planlıyor Bizim alışverişte karşılatığımızda neden ona ilgim olsun!
Those who were haughty said: Surely we are deniers of what you believe in.
Büyüklük taslayanlar,'' Biz, sizin inandığınız şeyi inkar ediyoruz,'' dediler.
The haughty ones remarked.'Most
O kibirlenenler ise,“ Doğrusu,
Those who were haughty said: Surely we are deniers of what you believe in.
Büyüklük taslayanlar( müstekbirler de şöyle) dedi:'' Biz de, gerçekten sizin inandığınızı tanımayanlarız.
came with clear signs; but they were haughty(and oppressed) the land.
And olsun ki Musa kendilerine belgelerle gelmişti de onlar yeryüzünde büyüklük taslamışlardı.
On the Day of Judgment wilt thou see those who told lies against Allah;- their faces will be turned black; Is there not in Hell an abode for the Haughty?
Allaha yalan uyduranların kıyamet günü yüzlerinin kapkara kesildiğini görürsün. Kibirlenenler için cehennemde bir yer yok mudur?
The haughty ones will then reply to the weak ones,"Did we keep you away from the guidance when it came to you?
Büyüklük taslayanlar, zafa uğratılan( müstazaf) lara dediler ki:'' Size hidayet geldikten sonra, sizi biz mi ondan alıkoyduk?
Results: 87, Time: 0.0542

Top dictionary queries

English - Turkish