HER TIME in Turkish translation

[h3ːr taim]
[h3ːr taim]
onun vakti
vaktini dünyayı kurtarmaya adamadı nancy gao hazırlık yapıyordu
kızın zamanı
onun zamanını
zaman tanı
adım atmak demek oluyordu bu da amerikada geçirdiği onca zamandan
geliyordu ve bu amerikada geçirdiği onca zamandan sonra ilk kez

Examples of using Her time in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
You're still using her time.
Onun zamanını kullanıyorsun.
Just saving her time. Charming, well done!
Ona zaman kazandırıyordum. Harika, aferin!
Five for her time, now five for mine.
Beş yüz onun zamanı için, beş de benim için.
You pay her because you take up her time.
Onun zamanını aldığınız için para vereceksiniz.
John--heh heh--you were the one who told me to give her time.
John, ona zaman vermemi isteyen sendin.
Ah! Five for her time, now five for mine.
Ah! Beş yüz onun zamanı için, beş yüz de benim ki için.
I'm not wasting her time.
Onun zamanını harcamıyorum.
Give her time, Archie.
Ona zaman ver Archie.
She's in the hall of weapons. That will buy her time.
Cephane odasına gitmiş olmalı, bu ona zaman kazandırır.
You're still using her time, and her time is my money.
Hala onun zamanını kullanıyorsun, ve onun zamanı benim paramdır.
Just saving her time. Charming, well done.
Harika, aferin. Ona zaman kazandırıyordum.
You're still using her time, and her time is my money.
Onun zamanını aldın ve onun zamanı benim param.
And then you can all see her. Let's give her time to recover from the surgery.
Sonra onu görebilirsiniz. Ameliyat sonrasında ona zaman tanıyın.
You pay her because you take up her time.
Ona zamanını aldığın için ödeme yapacaksın.
Give her time.
Kıza zaman ver.
I gave her time to disappear.
Kaybolması için ona vakit verdin.
Reckon her time's come, eh, Seth?
Onun zamanının geldiğini anlamıştık, değil mi Seth?
It's too bad she's wasting her time.
Kızın zamanını boşa harcaması çok kötü.
Because she spends all her time waiting on him hand and foot.
Çünkü kadın bütün zamanını onun önünde el pençe bekleyerek geçiriyor.
As the Henry from her time line.
Onun zamanındaki Henry olarak.
Results: 100, Time: 0.0586

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish