IN CLOSE in Turkish translation

[in kləʊs]
[in kləʊs]
yakın
close
near
burn
soon
nearby
intimate
immediate
recent
imminent
nearly
yakına
burn
light
fire
torch
incinerate
ignite
kindle
burning
yaklaşsın
to approach
close
to get close
is get
coming
yakınlaşmasına
close
near
burn
soon
nearby
intimate
immediate
recent
imminent
nearly
yaklaşın
burn
light
fire
torch
incinerate
ignite
kindle
burning

Examples of using In close in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
You wanted to lure Damien in close.
Sen Damieni yakınına getirmek istedin.
Okay. I want it that he come in close to me, right here.
Çıkarır mısınız? Bana yaklaşmasını, buraya gelmesini istiyorum.
Just drop something in close.
Yakınlarına bir şey at.
Camera two, go in close on Stargirl.
Kamera 2, Stargirle yakınlaş.
Alan, bring us in close to that lead pair.
Alan, bizi öndeki çifte yaklaştır.
Never let a vampire in close.
Bir vampire asla yaklaşma.
Cover my back, going in close!
Beni koruyun, yakına gidiyorum!
keeping the ravens in close.
Kuzgunların arayı kapatması için çabalıyor.
Come in close.
Hadi başarıcaz.
Can you bring us in close to that comet?
Bizi şu kuyruklu yıldıza yaklaştırabilir misin?
Computer studies suggest… that there may be many similar systems about stars… with the terrestrials in close and the Jovian planets further away.
Bizim sistemimize benzer, kayaç ya da gaz formal… yakın ve uzak ilişkili benzer formlar oluşabilmektedir. Bilgisayar araştırmaları gösteriyor ki;
Computer studies suggest that there may be many similar systems about stars with the terrestrials in close and the Jovian planets further away.
Bilgisayar araştırmaları gösteriyor ki;… bizim sistemimize benzer, kayaç ya da gaz formal yakın ve uzak ilişkili benzer formlar oluşabilmektedir.
Every time I let him in close, he always tries to drag me back. It's just.
Ne zaman yakınlaşmasına izin versem beni kendinden uzaklaştırmaya çalışıyor. Bu durum.
The only thing you have to do is lean in close, like this, so you get the best possible view through the lens.
Sen sadece şöyle yaklaşarak eğileceksin, böylece mercekten en iyi görüntüyü elde edebilirsin.
A whole lot of women coming in and out of my hotel suites. pulls us in close and says, Boys,
Kulağımıza eğiIdi ve dedi ki ÇocukIar,
Bring the cutter in closer.
Filikayı yakına getirin.
Well, can't we get a chopper in closer to where they are?
Yani oldukları yerin yakınına helikopter gönderemiyor muyuz?
Bring us in closer.
Biz yakına getir.
Call them in closer.
Onları yakına çağır.
And move it in closer. In fact, get the camera off the sticks.
Hatta kamerayı desteklerden çıkarıp yakınına girin.
Results: 45, Time: 0.0462

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish