CLOSE ENOUGH in Turkish translation

[kləʊs i'nʌf]
[kləʊs i'nʌf]
yeterince yakın
close enough
's close enough
soon enough
yeterince yakından
close enough
closely enough
yeterince yakınız
yeterince yaklaştın
close enough
yeterince yakındık
kadar yakında
close enough
so close
so soon
how soon
yeteri kadar yakın
yeteri kadar yaklaşırsan
edecek kadar green arrowa yakındınız
yeterince yakına
yeterince yakınına
close enough
's close enough
soon enough
yeterince yaklaştık
close enough
yeterince yakınlar
close enough
's close enough
soon enough
yeterince yaklaştınız
close enough
yeterince yaklaşmak
close enough
yeterince yaklaşıp
yeterince yakınım
close enough
's close enough
soon enough
yeterince yaklaşınca
yeterince yakındı
yeterince yakınsın

Examples of using Close enough in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Son of Giuseppe, but close enough.
Giuseppenin oğlu. Ama yeterince yaklaştın.
Once we have caught up to him, you will get close enough to confess him.
Ona yetiştiğimiz zaman yeterince yakınına gidip onu teslim alacaksın.
The machine guns will cut us down before we get close enough.
Yeterince yakına gidemeden makineli tüfekler bizi kesecektir.
It's going to have to be close enough.
Yeteri kadar yakın olmak zorunda.
Maybe anybody can look a little quirky. And under close enough observation.
Ve yeterince yakından gözlemlenen biri tuhaf görünmeye başlayabilir.
Cole, that's close enough to that gun.
Cole, o silaha yeterince yaklaştın.
We're close enough to Naxzela now.
Artık Naxzelaya yeterince yakınız.
Close enough.
Yeterince yaklaştık.
Just get me close enough.
Beni yeterince yakınına götür.
I have seen that laser close enough to singe my suit.
O lazerin giysimi yakışını yeterince yakından gördüm.
Close enough.-What's your problem?
Senin sorunun ne?- Yeterince yaklaştın.
Close enough. I know.
Biliyorum, yeterince yakınız.
Close enough for a sword.
Bir kılıç için yeteri kadar yakın.
You will never get close enough.
Asla yeterince yakınına sokulamazsın.
We're close enough.
Yeterince yaklaştık kenara çek.
Close enough. When I go around the corner… Hold it!
Yeterince yakınlar. Dur! Virajı döndüğüm zaman!
Close enough. And they're, you know, not so bad as you say they are.
Ve bilirsin o kadar da kötü değiller. Yeterince yakından.
What's your problem?- Close enough.
Senin sorunun ne?- Yeterince yaklaştın.
Close enough. Let's do it.
Gidelim. Yeterince yakınız.
Close enough.
Yeterince yakınına gittim.
Results: 668, Time: 0.0501

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish