YETERINCE in English translation

enough
yeterince
yeterli
kadar
zaten
yetti
sufficiently
yeterince
yeteri kadar
yeterli
yeter derecede
yeterince değişti sanırım sizden istediğimiz bilgiyi vermeniz için -emredersiniz
have
var
sahip
hiç
daha
beri
zaten
yok
üzerinde
ilgili
zaman
has
var
sahip
hiç
daha
beri
zaten
yok
üzerinde
ilgili
zaman
had
var
sahip
hiç
daha
beri
zaten
yok
üzerinde
ilgili
zaman

Examples of using Yeterince in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Tamam, bugün bence yeterince iyi şeyler yaptık.
Okay, I think we have done a lot of good here today.
Yeterince fedakarlık yaptığını düşünüyor.
She has made sacrifices.
Ancak Olivia Garcia esmer, bu yüzden yeterince ilginç değil.
But Olivia Garcia had brown skin, so we're not that interested.
Seni çok seyrettim.- Yeterince tanıyorum.
I have known you for months, I have watched you.
Çikolata bana yeterince ihanet etti.
Because chocolate has betrayed me today.
Gitmek istemiyorum. Benim için yeterince şey yaptın.
I don't want to leave. You have done a lot for me.
Yeterince yorucu oldu.
It has been quite exhausting.
Hope teyzenin bizim için yeterince odası olduğundan emin misin?
You sure Aunt Hope has room for us all?
Bence Orville yeterince yetenekli.
I think Orville has a lot of talent.
Hayır, sanırım beni yeterince dinledi.
No, I think he has heard me.
Bu tesis amacıma yeterince hizmet etti.
This facility has served its purpose for me.
Hadi! Bakalım hangi deli yeterince cesaretli?
Which one of you nuts has got any guts? Come on!
Yeterince iyi bakarsam bulmam çok zor olmasa gerek.
IT SHOULDN'T BE TOO DIFFICULT IF I LOOK HARD ENOUGH.
Yeterince uzun süre bakarsam hareket edeceğini söylerdi.
SHE SAID IF I LOOKED AT IT LONG ENOUGH IT WOULD MOVE.
Ve Adamın yeterince protein almadığını düşünüyor.
AND SHE'S NOT SURE IF ADAM'S GETTING ENOUGH PROTEIN.
Adamın yeterince protein almadığını düşünüyor.
AND SHE'S NOT SURE IF ADAM'S GETTING ENOUGH PROTEIN.
Ve sanırım yeterince izledim. Şimdi.
THAT'S RIGHT, AND I THINK I have SEEN ENOUGH.
Burada ikimiz için de yeterince kan var
THERE'S ENOUGH BLOOD HERE FOR BOTH OF US,
Fabrikamızda üretim için yeterince Transformium yok. Çünkü hammadde sağlama sözünüzü tutmuyorsunuz.
OUR FACTORY DOES NOT HAVE ENOUGH TRANSFORMIUM FOR PRODUCTION BECAUSE YOU DON'T KEEP YOUR PROMISE TO SUPPLY IT.
Truman, yeterince ders çalıştın.
TRUMAN, YOU have STUDIED ENOUGH.
Results: 40216, Time: 0.0335

Top dictionary queries

Turkish - English