IN-DEPTH in Turkish translation

derinlemesine
deep
deeply
in-depth
thoroughly
profoundly
reflect
derin
deep
deeply
profound
depth
ayrıntılı
detail
specific
you elaborate
minutia
detaylı
detail
specific
deets
etraflıca
thoroughly
hard
lateral
really
things through
this through
an in-depth
exhaustively

Examples of using In-depth in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
to communicating to the public the up-to-the-moment and in-depth news, Well, I have realized that I have become deeply committed.
ekoloji konusunda güncel… ve ayrıntılı haberlerin halka duyurulmasının… benim için çok önemli olduğunu fark ettim.
After the Second World War, in-depth research revealed even the name of the forger who made this amazing work.
İkinci Dünya Savaşından sonra derin araştırmalar sonucunda bu harika tabloyu yapan sahtekârı buldular.
Peace! a Rhodes Scholar, a Pulitzer winner, Ow. Tonight on Wembley News, we take an in-depth look at Charlotte Field, and protégée of President Chambers.
Barış! ve kendisini iki yıl önce Charlotte Fielda, derinlemesine bir göz atıyoruz bir Rodos Akademisyeni, Pulitzer sahibi, Ah. Bu akşam Wembley Haberlerinde.
Our fetus-friendly festival of fun begins with an in-depth look at the world of model trains,
Fetüs dostu eğlence festivalimiz detaylı tren modeli incelemesiyle başlayacak.
An in-depth profile in prime time,
Derin bir profille, iki dizi arasında*,
A Rhodes Scholar, a Pulitzer winner, Peace! we take an in-depth look at Charlotte Field, and protégée of President Chambers,
Barış! ve kendisini iki yıl önce Charlotte Fielda, derinlemesine bir göz atıyoruz bir Rodos Akademisyeni,
actually an in-depth blog, and it was saying how they consistently have better, more-fulfilling relationships than americans because they aren't so.
aslında detaylı bir blogdu ve diyordu ki Amerikalılara göre daha istikrarlı ilişkiler yaşıyorlarmış.
A Rhodes Scholar, a Pulitzer winner, Peace! and protégée of President Chambers, Ow. we take an in-depth look at Charlotte Field, Tonight on Wembley News.
Barış! ve kendisini iki yıl önce Charlotte Fielda, derinlemesine bir göz atıyoruz bir Rodos Akademisyeni, Pulitzer sahibi, Ah. Bu akşam Wembley Haberlerinde.
Raja's in-depth research didn't yield much except to fill Raja with guilt and anxiety 24 hours a day.
Rajanın bu derin araştırması… günün 24 saati suçluluk ve kaygı duymasından başka pek bir işe yaramadı.
It would require the forger to have an in-depth knowledge… of the 1971 Air Force manual, including rules… and regulations and abbreviations.
Sahtekarın, kurallar, yönetmelik ve kısaltmalar dahil, 1971 Hava Kuvvetleri kılavuzu hakkında derin bir bilgiye sahip olması gerekirdi.
As a matter of fact, when the time comes, we would like very much to do an in-depth profile of you for Armored Transport Now!
Gerçeği söylemek gerekirse zamanı geldiğinde senin hakkında Armored Transport Now! için detaylı bir biyografi çalışması yapmak isteriz!
Valentin Inzko is a senior diplomat with an in-depth knowledge of the Western Balkans and of BiH in particular," Solana stressed.
Solana,'' Valentin Inzko, baştan BH olmak üzere Batı Balkanlar hakkında derinlemesine bilgi sahibi olan üst düzey bir diplomattır.
I want to live my life so that I will be able to read… an in-depth biography about myself in later years and not puke.
Öyle bir hayat yaşamak istiyorum ki ileriki yıllarda detaylı bir biyografimi okuyup kusmayayım.
And regulations and abbreviations. It would require the forger to have an in-depth knowledge… of the 1971 Air Force manual, including rules.
Sahtekarın, kurallar, yönetmelik ve kısaltmalar dahil,… 1971 Hava Kuvvetleri kılavuzu hakkında derin bir bilgiye… sahip olması gerekirdi.
Well, I have realized that I have become deeply committed… to communicating to the public the up-to-the-moment and in-depth news, both political and ecological.
Duyurulmasının… ve ayrıntılı haberlerin halka benim için çok önemli konusunda güncel… olduğunu fark ettim. Şey, hem siyaset hem de ekoloji.
Need in-depth investigation to Child Protective Services. no… Well, I must tell you that because of their age.
Sizi bilgilendirmek istiyorum çünkü yaşından dolayı… bu olayı daha ileri bir araştırma için… Çocuk Esirgeme Kurumuna bildirmek zorundayım. Hayır.
I must tell you that because of their age, no… need in-depth investigation to Child Protective Services.
Sizi bilgilendirmek istiyorum çünkü yaşından dolayı… bu olayı daha ileri bir araştırma için… Çocuk Esirgeme Kurumuna bildirmek zorundayım. Hayır.
because of their age, need in-depth investigation to Child Protective Services.
Çocuk Koruma Hizmetlerinden kapsamlı bir araştırma istedim.
In-depth follow-up sometime this week.
Bu hafta içerisinde de derinlemesine bir makale.
Needs in-depth examination, hospitalization required.
Derinlemesine muayene ve hastaneye yatırılması gerek.
Results: 205, Time: 0.0556

Top dictionary queries

English - Turkish