yetersiz
inadequate
insufficient
incompetent
enough
poor
inefficient
unfit
unqualified
poorly
short beceriksiz
incompetent
clumsy
loser
inept
awkward
useless
ineffectual
failure
feckless
shiftless aciz
escape
weak
humblest
frustrate
helpless
incapable yoksun
devoid
lack
don't exist
are not
are gone
deprived
incapable
have gone
out of elverişsiz
hostile
unfit
adverse
unfavourable
incapable
impractical
the sub-standard
inhospitable
ineligible durumda
situation
status
case
condition
state
occasion
position
how
's
things kabiliyetsiz
ability
gift
talent
aptitude
skill
of competence
of flair acizim
escape
weak
humblest
frustrate
helpless
incapable acizdi
escape
weak
humblest
frustrate
helpless
incapable yetersizsiniz
inadequate
insufficient
incompetent
enough
poor
inefficient
unfit
unqualified
poorly
short
We voted for such incapable people sir. Böyle âciz kişilere oy verdik, efendim. You seem incapable of respecting the most simple of necessary rules. Görünüşe göre zorunlu kuralların en basitine bile saygı göstermekten acizsiniz . Sevmekten acizsin . And also surprisingly incapable . Ve şaşırtıcı biçimde acizsin . Those so-called mothers are wicked stepmothers, incapable of creating life. Bu sözde anneler aslında kötü ruhlu üvey anneler… doğurmaktan acizler .
And also surprisingly incapable . Ayrıca aşırı kabiliyetsizsin . slaves to their nature. Those who are incapable of evolution. O evrimin acizleri , doğalarının kölesi olmaktan. Still incapable of delaying gratification, aren't you? Zevküsefa işlerini geciktirmeyi hâlâ beceremiyorsun , değil mi? If people are incapable of being nice, why bother having the word? İnsanlar kibar olma yeteneğine sahip değilse kelimenin varlığının ne gereği var? Any survivors would be stuck on a world incapable of sustaining life. Hayatta kalanlar yaşamın imkansız olacağı bir dünyada mahsur kalacaklar. So you're saying that men are incapable of love? Yani sen erkeklerin sevme özürlü olduğunu mu söylüyorsun? Toni's incapable of change… like the dinosaurs. Toninin değişme kabiliyeti yok … tıpkı bir danazor gibi. Our enemies are little worms, incapable of making a real decision. Düşmanlarımız gerçek bir karar veremeyecek kadar yeteneksiz ufacık solucanlar. Incapable of love, incapable of emotion, I know. Claire, Isaac is incapable of.Aşk, duygu yaşayamaz , biliyorum. Claire, Isaac duyguları. Incapable ?- You don't know what capable is.Beceriksiz mi ? Becerinin ne olduğunu bilmiyorsun.You don't know what capable is.-Oh, incapable ? Beceriksiz mi ? Becerinin ne olduğunu bilmiyorsun?Are you implying that I'm incapable of escorting Dureena? Dureenaa eşlik edecek becerim olmadığını mı söylüyorsun? He is incapable of such duplicity-- open your eyes, Doctor. O böyle ikiyüzlülük yapabilecek birisi değil… Gözlerini aç Doktor. Still incapable of delaying gratification, aren't you? Hâlâ beceremiyorsun , değil mi? Zevküsefa işlerini geciktirmeyi? That's because you're incapable of doing it. Bunu becerebilecek birisi olmadığın için, çünkü nasıl yapılacak bilmiyorsun.
Display more examples
Results: 156 ,
Time: 0.0619