ACIZ in English translation

helpless
zavallı
çaresiz
aciz
yardıma muhtaç
savunmasız
biçare
weak
zayıf
cılız
güçsüz
aciz
humble
mütevazı
mütevazi
alçakgönüllü
naçizane
basit
sıradan
alçak gönüllü
aciz
tevazuyla
saygılı
incapable
yetersiz
beceriksiz
aciz
yoksun
yeteneksiz
elverişsiz
durumda
kapasitede
kabiliyetsiz
impotent
yetersiz
iktidarsız
aciz
güçsüz
zayıf
powerless
güçsüz
aciz
çaresiz
unable
mümkün
edilemiyor
edemeyen
aciz
durumda
gücü yetmez
edemiyoruz
gidemediği için
bulamazken
frustrate
aciz
34,3
escape
kaçmak
kaçışı
firar
kaçar
kaçak
kaçış
çıkışı
aciz
can't
yapamam
olmaz
olamaz
gelemem
yapamazsın
yapamıyorum
edemez
cant
edemem
mümkün değil
incapacitated
they can defeat
thwart

Examples of using Aciz in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Bugün can çekişerek ölen, kendi kanından olan bu aciz günahkar iyileştir.
Cleanse in Thine Own Blood this humble sinner who in his agony is to die today.
Fakat şimdi de başka bir dala uzanmaktan aciz, havada asılı kaldı.
But now she's stuck in mid-air, unable to reach any other branch.
Lillian, böyle aciz şekilde ABDde yaşayan milyonlarca insan var.
Lillian, there are still millions of people in the U.S. incapacitated in this way.
Lordunuz Trigonun kızı olarak bu aciz insanları serbest bırakmanızı emrediyorum.
I order you to release these feeble humans.
Lanet olsun, Jonesy, kız kendi yükünü bile taşımaktan aciz.
Hell, Jonesy, she can't even carry her end of the load.
Ben, Metellus Cimber, aciz kalbimi ayaklarının altına koyuyorum.
I, Metellus Cimber, put my humble heart at your feet.
Ek madde, Başkanın hasta veya aciz olduğu durumlar için tasarlanmıştır. 25.
Where the president is ill or incapacitated. The 25th Amendment was designed for situations.
Bilim adamları, empülsiyon tabancalarını bile çalıştırmaktan aciz.
Their scientists can't even work out how to use pulse pistols.
Oğlumun zayıf, aciz olduğunu sanıyordum.
I thought my son was weak, feckless.
Moraxın önünde diz çök aciz insan!
Kneel before Morax, feeble human!
karışık zamanda, aciz kullarından yardımını esirgeme.
perplexing times, may you bring to your humble servants.
Arkadaşına yardım etmek için çırpınıyor, ama kendini aciz hissediyor.
Desperate to help his friend, but feeling powerless.
Üstelik kendisini korumaktan aciz.
And she can't protect herself.
Ek madde, Başkanın hasta veya aciz olduğu durumlar için tasarlanmıştır.
The 25th Amendment was designed for situations where the president is ill or incapacitated.
İnkara sapanların, yeryüzünde( Allahı) aciz bırakacaklarını sanma.
The unbelievers should not think that they can defeat God on earth.
Kadir Tanrım, bu kutsal evini ve aciz kullarını gözet.
Look down upon this thy house and we, thy humble servants. Almighty god.
Böyle hissetmeye alışık değilim… yani aciz.
I'm not used to feeling so… Powerless.
Tipik bir çeteci… Nişan almaktan aciz.
Typical bangers-- can't aim.
İnkar edenlerin, yeryüzünde( Allahı) aciz bırakacaklarını sanmayasın!
The unbelievers should not think that they can defeat God on earth!
Ben sizin aciz uşağınızım.
I'm your humble servant.
Results: 614, Time: 0.0463

Top dictionary queries

Turkish - English