INTERCONNECTED in Turkish translation

[ˌintəkə'nektid]
[ˌintəkə'nektid]
bağlantılı
connection
contact
link
connectivity
junction
communication
linkage
uplink
nexus
coupling
birbirine bağlanmış

Examples of using Interconnected in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Would that be the ultimate realization of emergence… a cosmos interconnected by thoughts and dreams?
HARRY DRUYANın şen hatırasına 1917-2016 Düşünceler ve rüyalarla birbirine bağlanmış bir kozmos?
What it really is is an underground base with, I believe, 12 subterranean levels and a series of interconnected tunnels.
Bir dizi birbirine bağlı tüneller Gerçekte, üssün 12 yeraltı seviyesinde olduğuna inanıyorum.
but those hydraulically interconnected dampers are doing their job of keeping it all tied down.
ama hidrolik bağlantılı amortisörler Pistin engebeli yüzeyi direksiyonda onu uğraştırıyor.
I believe, 12 subterranean levels and a series of interconnected tunnels. What it really is is an underground base.
Bir dizi birbirine bağlı tüneller Gerçekte, üssün 12 yeraltı seviyesinde olduğuna inanıyorum.
surface of our track, but those hydraulically interconnected dampers are doing their job.
ama hidrolik bağlantılı amortisörler Pistin engebeli yüzeyi direksiyonda onu uğraştırıyor.
I believe, 12 subterranean levels What it really is is an underground base and a series of interconnected tunnels.
Bir dizi birbirine bağlı tüneller Gerçekte, üssün 12 yeraltı seviyesinde olduğuna inanıyorum.
Get the lights! Possibly interconnected. It's a canal system leading all the way to.
Buraya ışık tutalım! Bu bir kanal sistemi, sistemin sonunda da… Muhtemelen bağlantılı.
Showing how trade and globalization are really responsible for the connections to rainforests and the Amazon-- an incredibly strange and interconnected world that we have today.
Amazonlar ve yağmur ormanları arasındaki bağlantıdan sorumlu olduğunu gösteriyor-- ne tuhaf ve birbirine bağlı bir dünyada yaşıyoruz bugün.
So I developed an addiction for grand, interconnected narratives that involved magical flight and time travel.
Böylece içinde büyülü seyahatler ve zamanda yolculuklar olan büyük, birbirine bağlı hikâyelerle ilgili bir tutku geliştirdim.
appears to consist of a series of interconnected clusters of stars from our vantage point on Earth.
bizim bulunduğumuz noktadan yıldız kümeleri birbirine bağlı bir dizi oluşturmuş gibi görünmektedir.
Furthermore, mass communications and technological changes such as the widespread availability of the Internet have caused the public policy system to become more complex and interconnected.
Ayrıca, kitlesel iletişim araçları ve teknolojik değişiklikler kamu politika sisteminin daha karmaşık ve birbirine bağlı hale gelmesine neden olmuştur.
And have thousands of interconnected chambers. A leafcutter nest can be up to eight meters deep.
Sekiz metre derinliğe ulaşabilen yaprak kesen karınca yuvası birbirine bağlı binlerce odaya sahip olabilir.
At every corner of the prison there's a similar room, all interconnected. By corridors like this one.
Hapishanenin her köşesinde benzer odalar var, hepsi bu gibi koridorlarla birbirlerine bağlanıyor.
feelings… are all constructed and interconnected in this neural net.
duygular; hepsi, nöron ağında inşa edilir ve birbirine bağlanır.
Rexhepi says that the power systems are interconnected, exchanging energy
Recepi, elektrik sistemlerinin birbiriyle bağlantılı olduğunu ve bunların enerji, durum
And it's one-- again, that interconnected root system,
Ve bu da-- yine bir bağlantılı kök sistemi,
Interconnected by a surprisingly delicate structure… You see, the oil-bearing strata in the area.
Görüyorsun bölgedeki petrol yatağı katmanları… birbirlerine şaşırtıcı bir biçimde hassas yapıda bağlı.
life as profane or ordinary upwards to the experience of life as sacred, or deeply interconnected.
sıradan hayatlarımızdan çıkarıp kutsal ya da derinden bağlı hayat deneyimlerine götürür.
in NATO Operating Systems(CRONOS) is a system of interconnected computer networks used by NATO to transmit classified information.
NATO Operating Systems( CRONOS), sınıflandırılmış bilgileri iletmek için NATO tarafından kullanılan bir bağlantılı bilgisayar ağları sistemi.
Through my work I'm trying to articulate that humans are not separate from nature and that everything is interconnected.
İşim aracılığıyla insanların doğadan ayrı olmadıklarını ve herşeyin birbirine bağlantılı olduğunu aktarmaya çalışıyorum.
Results: 76, Time: 0.043

Top dictionary queries

English - Turkish