IT BORING in Turkish translation

[it 'bɔːriŋ]
[it 'bɔːriŋ]
sıkıcı
dull
tedious
lame
dreary
tiresome
stuffy
boring-ass
drab
boring
annoying

Examples of using It boring in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
This fantasy book is a succession of really flashy magical spells and that makes it boring instead.
Bu fantezi kitap gösterişli çok güzel büyülerin bir birbirini izlemesidir ve onun yerine bu onu sıkıcı yapar.
you make it boring. Our father left us with the knowledge and wisdom from all ages of humanity.
sen bunu sıkıcı hale getiriyorsun Kofun.
But isn't that what makes it boring? And sure, sometimes, the physics is hard?
Elbette fizik bazen zor olabilir… ama fiziği sıkıcı kılan da bu değil mi?
The problem with the Kritian Boy is it was too realistic. That makes it boring, If art's about realism,?
RAMACHANDRAN Kritialı Çocuktaki problem çok gerçekçi olmasıydı, sıkıcıydı sanat gerçekçilik olsaydı ne işe yarardı ki?
I have always found it boring when guys talk about business, but Tom makes it kind of interesting.
Hep bir erkek iş konuşunca sıkıcı olduğunu düşünmüşümdür. Ama Tom bunu ilgi çekici yapıyor.
somehow, Kofun, you make it boring.
sen bunu sıkıcı hale getiriyorsun Kofun.
And he once tried reading with him, but found it boring… Now, if this was reversed,
Onunla bir kere kitap okumaya çalışsaydı ve bunu birkaç dakika sonra… sıkıcı bulsaydı, çocuğu kısa dikkat süresinden… dolayı suçlardı.
he once tried reading with him, but found it boring, of having a short attention span,
bunu birkaç dakika sonra… sıkıcı bulsaydı, çocuğu kısa dikkat süresinden… dolayı suçlardı.
he once tried reading with him, but found it boring, if the son was talking about.
bunu birkaç dakika sonra… sıkıcı bulsaydı, çocuğu kısa dikkat süresinden… dolayı suçlardı. babasının saatlerce kitap okuduğundan bahsedip… Yani, eğer tersi yaşansaydı, Eğer çocuğu.
he once tried reading with him, but found it boring… Now, if this was reversed,
bunu birkaç dakika sonra… sıkıcı bulsaydı, çocuğu kısa dikkat süresinden… dolayı suçlardı.
he once tried reading with him, but found it boring, if the son was talking about.
bunu birkaç dakika sonra… sıkıcı bulsaydı, çocuğu kısa dikkat süresinden… dolayı suçlardı. babasının saatlerce kitap okuduğundan bahsedip… Yani, eğer tersi yaşansaydı, Eğer çocuğu.
he once tried reading with him, but found it boring, of having a short attention span,
bunu birkaç dakika sonra… sıkıcı bulsaydı, çocuğu kısa dikkat süresinden… dolayı suçlardı.
I don't get it, but that's adult stuff, and it bores me.
Yetişkin meselesi olduğundan anlamıyorum. Bana sıkıcı geliyor.
To be honest, I dislike blue water sailing, it bores me to tears.
Dürüst olmak gerekirse durgun sulardan hoşlanmıyorum, sıkıcı geliyor.
Regular builds and restorations, it bores me.
Sıradan arabalar ve restorasyonlar sıkıcı.
You know it bores me!
Biliyorsun ki benim için sıkıcı.
Why come if it bores you?
Madem sıkılıyordun, niye geldin?
It bores me, but I go.
Orada çok sıkılıyorum, ama gidiyorum.
No. It bores me and I'm broke.
Hayır, sıkılıyorum, hem param yok.
It bores me.
Sıkıyor beni.
Results: 43, Time: 0.0346

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish