BORING in Turkish translation

['bɔːriŋ]
['bɔːriŋ]
sıkıcı
dull
tedious
lame
dreary
tiresome
stuffy
boring-ass
drab
boring
annoying
sıkmayı
to shake
squeeze
to bother
to bore
to wring
tighten
clench
boring
to spray
sıkıcısın
dull
tedious
lame
dreary
tiresome
stuffy
boring-ass
drab
boring
annoying
sıkıcıydı
dull
tedious
lame
dreary
tiresome
stuffy
boring-ass
drab
boring
annoying
sıkıcıdır
dull
tedious
lame
dreary
tiresome
stuffy
boring-ass
drab
boring
annoying
sıkmaya
to shake
squeeze
to bother
to bore
to wring
tighten
clench
boring
to spray
sıkmak
to shake
squeeze
to bother
to bore
to wring
tighten
clench
boring
to spray

Examples of using Boring in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
It was starting to get boring anyway, right?
Zaten sıkmaya başlamıştı, değil mi?
It's kind of boring.
SAOda pişirmek basit olduğundan sıkılıyorum.
Anyway, tell me more about Eddie. Boring.
Neyse, bana Eddieden bahset. Sıkıldım.
Trust me, you will pray for boring.
İnan bana, sıkılmak için dua edeceksin.
The wars were very boring and the sex-- you know, the repetition.
Savaş çok sıkıcıdır, seks tekrar eden bir şey.
Boring. There is never anything to do here.
Sıkıcısın.- Burada yapacak hiçbir şey olmuyor.
A minute ago footprints were boring, now they have very promising?
Bir dakika önce ayak izleri sıkıcıydı, şimdi umut verici mi oldular?
Getting boring again.
Yine sıkmaya başladın.
Gets a little boring around here.
İnsan buralarda sıkılıyor.
When do we get in contact with Hunter? Boring.
Hunterla ne zaman iletişime geçeceğiz? Sıkıldım.
Oh, Mom, school's boring.
Anne ya, okulda sıkılıyorum.
I wish he would just teach instead of boring us- What?
Keşke aptal gezi masallarıyla bizi sıkmak yerine biraz bir şeyler öğretseydi.- Ne?
And they will take the whole week. Mr. Edelstein, these depositions are pretty boring.
Bay Edelstein ifade alımı gayet sıkıcıdır… ve bütün hafta sürecek.
Alan, listen.- No offense, Mom, but you're boring.
Alınma anne ama çok sıkıcısın.- Bak, Alan.
You're too young to be so cynical.- Boring.
Sıkıcıydı.- Kötümser olmak için çok gençsin.
No, boring is good.
Hayır, sıkılmak iyidir.
After a while, it got boring.
Bir süre sonra sıkmaya başladı.
Yeah, they're getting boring.
Evet, bak onlar sıkılıyor.
Boring. When do we get in contact with Hunter?
Hunterla ne zaman iletişime geçeceğiz? Sıkıldım.
Mom, school's boring.
Anne, okulda sıkılıyorum.
Results: 6732, Time: 0.0825

Top dictionary queries

English - Turkish