LEANING in Turkish translation

['liːniŋ]
['liːniŋ]
yaslanmış
mourning
grief
grieving
bereavement
lamenting
eğilme
bend over
bow
duck
got to bob
down
meyilli
tendency
incline
eğik
oblique
tilted
curved
leaning
crooked
bowed
lopsided
italic
slopey
get bent
leaning
pisa
of pisa
leaning
yaslanmak
mourning
grief
grieving
bereavement
lamenting
yaslanarak
mourning
grief
grieving
bereavement
lamenting
yaslanmışlar
mourning
grief
grieving
bereavement
lamenting
yaslandı diye

Examples of using Leaning in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Okay, lips are parted, leaning slightly forward.
Tamam, dudaklar ayrık, hafif öne eğilmiş.
The reason I was leaning a little bit more toward Rachel than you… Fine.
Rachela sana olduğumdan biraz daha fazla meyilliydim.
The reason I was leaning a little bit more toward Rachel than you.
Rachela sana olduğumdan biraz daha fazla meyilliydim.
And he was sitting back there very quiet, leaning against a column.
Orada sessizce oturmuş, bir sütuna yaslanmıştı.
Leaning against a column. And he was sitting back there very quiet.
Orada sessizce oturmuş, bir sütuna yaslanmıştı.
He's sittin' in a chair, leaning way forward.
Sandalyede oturmuş ve önüne eğilmiş şekilde duruyor.
You know, so, like, he's like, leaning back and eating a sandwich.
Görüyorsunuz, burada Jack arkasına yaslanmış ve bir sandviç yiyor.
Like leaning back too far in a chair.
Sandalyede arkana yaslanmak gibi.
Leaning back and eating a sandwich. You know, so, like.
Görüyorsunuz, burada Jack… arkasına yaslanmış ve bir sandviç yiyor.
No sitting, kneeling, lounging, or leaning.
Oturmak, çömelmek diz çökmek, yaslanmak yasak.
Pushing it hard up to Your Name Here, and now leaning on the mighty Brembo brakes.
Zorla Adınıza Atıyor İşte, Ve şimdi güçlü Brembo frenlerine yaslanmış.
I thought you were gonna chew me out for leaning on Bill Cameron.
Sanırım beni Bill Camerona baskı yapmak için beni fırçalayacaksınız.
Oh, yeah. This leaning… This is the stuff.
Evet. Şöyle yaslanmak var ya.
There's a ladder leaning against the garage wall.
Garaj duvarına dayanan bir merdiven var.
Stop leaning on me for everything You can handle the juniors yourself.
Her şeyde bana güvenmeyi bırak, ufaklıklarla başa çıkabilirsin.
It's just an image to keep you from leaning backward.
Bu sadece ağırlığını arkaya vermeni önlemek için kullanacağımız bir yöntemdi.
Leaning when you need to, crying when you want to, that's the right thing.
İhtiyacın olduğu zaman yaslanman istediğin zaman ağlaman doğru şeylerdir.
Leaning against the door frame, she looked like a figure in a painting.
Kapı pervazına dayanan annem sanki bir tablodan fırlamış gibi duruyormuş.
Problem with leaning on a man.
Bir erkeğe güvenmekteki sorun şu.
I suppose my art criticism is the last to stop leaning.
Sanırım sanat eleştirmenliğim eğilimimden en son vazgeçtiğim yer.
Results: 123, Time: 0.0755

Top dictionary queries

English - Turkish