LEAVING BEHIND in Turkish translation

['liːviŋ bi'haind]
['liːviŋ bi'haind]
arkanızda bıraktınız
ardınızda bırakarak
arkasında bıraktınız
bırakıp
and
leave
stop
just
drop
worship
quit
walk away

Examples of using Leaving behind in English and their translations into Turkish

{-}
  • Ecclesiastic category close
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
alone as We created you at first, leaving behind all that We gave you.
sizi hayaline daldırdığımız şeyleri arkanızda bıraktınız.
You have come before Us all alone,"(God will say),"as when you were created first, leaving behind all that We had bestowed on you.
Sizi ilk defa yarattığımız zamanki gibi yapayalnız huzurumuza geldiniz, size verdiğimiz herşeyi arkanızda bıraktınız.
Turns out leaving behind and revenge does wonders for your skin. a life of hostility.
Düşmanca bir hayatı geride bırakmak… ve intikam almak… cilde iyi geliyor.
You have come before Us all alone,"(God will say),"as when you were created first, leaving behind all that We had bestowed on you.
Yemin olsun, sizi ilk yarattığımızdaki gibi yapayalnız/teker teker bize geldiniz. Size verip hayaline daldırdığımız şeyleri de sırtlarınızın arkasında bıraktınız.
just as We created you the first time, leaving behind you everything We gave you.
sizi hayaline daldırdığımız şeyleri arkanızda bıraktınız.
And now you have returned to Us, alone as We created you at first, leaving behind all that We gave you.
Yemin olsun, sizi ilk yarattığımızdaki gibi yapayalnız/teker teker bize geldiniz. Size verip hayaline daldırdığımız şeyleri de sırtlarınızın arkasında bıraktınız.
Turns out leaving behind and revenge does wonders for your skin. a life of hostility.
Cildi muhteşem yapıyor. Görünüşe göre düşmanlık ve intikam dolu hayatı geride bırakmak.
You have come before Us all alone,"(God will say),"as when you were created first, leaving behind all that We had bestowed on you.
Andolsun ki size verdiğimiz her şeyi arkanızda bırakmışsınız da sizi evvelce nasıl yarattıysak tıpkı onun gibi tek başınıza, yapayalnız huzurumuza gelmişsiniz.
And now you have returned to Us, alone as We created you at first, leaving behind all that We gave you.
Andolsun ki size verdiğimiz her şeyi arkanızda bırakmışsınız da sizi evvelce nasıl yarattıysak tıpkı onun gibi tek başınıza, yapayalnız huzurumuza gelmişsiniz.
most of the assets of Olympic Airways, leaving behind almost all of its debts.
varlıklarının çoğunu devralarak neredeyse bütün borçlarını geride bıraktı.
I will be gone leaving behind only a history of failure and my original hipbones.
ben çoktan ardımda… başarısızlık tarihi ve orjinal kalça kemiğimi bırakıp gitmiş olacağım.
All I can say is that once this is done, the person I'm leaving behind will be very powerful.
Tek söyleyebileceğim, bu olduğunda arkamda bırakacağım kişinin çok güçlü olacağıdır.
Them taking your money for a job they were never going to do or them deliberately leaving behind the one piece of evidence that connects you to the Van Gogh?
Hiçbir zaman yapmayacaklar bir iş için paranı almaları mı, yoksa Van Gogh ile bağlantın olan tek parça kanıtı kasten arkalarında bırakmaları mı?
You have come before Us all alone,"(God will say),"as when you were created first, leaving behind all that We had bestowed on you.
Andolsun ki, sizi ilk defa yarattığımız gibi teker teker bize geleceksiniz ve( dünyada) size verdiğimiz şeyleri arkanızda bırakacaksınız.
They failed to reconnoitre properly the Bulgarian forces opposing them, and instead their army broke and fled leaving behind their equipment and horses"to the Bulgarian shepherds and swineherds.
Karşılarındaki Bulgar güçlerini yeterince araştırmada başarılı olamadılar ve orduları dağıldı ve ekipmanları geride bırakarak kaçtılar ve'' Bulgar çobanlarına ve domuzlarına'' at sürdüler.
alone as We created you at first, leaving behind all that We gave you.
size verdiğimiz şeyleri arkanızda bırakacaksınız.
With a smile on our faces and the confidence in our heart leaving behind such a heavy burden.
Kalbimizdeki huzurla ve yüzümüzde bir gülümsemeyle bu ağır yükü ardımızda bırakıyoruz.
And now you have returned to Us, alone as We created you at first, leaving behind all that We gave you. Nor do We see with you your intercessors,
Onlara:'' And olsun ki, sizi ilk defa yarattığımız gibi size verdiklerimizi ardınızda bırakarak bize birer birer geldiniz;
As We created you at first, leaving behind all that We have bestowed on you. Nor do We see with you your intercessors, those whom you asserted to be your associates.
Onlara:'' And olsun ki, sizi ilk defa yarattığımız gibi size verdiklerimizi ardınızda bırakarak bize birer birer geldiniz; içinizde Allahın ortakları olduğunu sandığınız şefaatçılarınızı beraber görmüyoruz.
You have come to Us individually, just as We created you the first time, leaving behind you everything We gave you. We do not see with you your intercessors-those you claimed were your partners.
Onlara:'' And olsun ki, sizi ilk defa yarattığımız gibi size verdiklerimizi ardınızda bırakarak bize birer birer geldiniz; içinizde Allahın ortakları olduğunu sandığınız şefaatçılarınızı beraber görmüyoruz.
Results: 67, Time: 0.0657

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish