LOW in Turkish translation

[ləʊ]
[ləʊ]
düşük
low
miscarriage
less
small
slim
lowly
minimal
nominal
minimum
inferior
alçak
low
scoundrel
vile
lousy
down
rascal
wretch
nefarious
scum
despicable
az
less
little
few
just
least
low
small
barely
almost
fewer
alt
bottom
down
beat
defeat
under
underneath
sub
inferior
downstairs
nether
aşağı
down
downstairs
down here
low
inferior
to bottom
downward
kısık
low
softer
little
hoarse
slow
squinky
squinty
adi
name
petty
common
mean
dirty
sleazy
vulgar
despicable
cheap
little
aşağıda
down
downstairs
down here
low
inferior
to bottom
downward
alçaktan
low
scoundrel
vile
lousy
down
rascal
wretch
nefarious
scum
despicable
düşüktü
low
miscarriage
less
small
slim
lowly
minimal
nominal
minimum
inferior
düşüktür
low
miscarriage
less
small
slim
lowly
minimal
nominal
minimum
inferior
aşağılık
down
downstairs
down here
low
inferior
to bottom
downward
alçakta
low
scoundrel
vile
lousy
down
rascal
wretch
nefarious
scum
despicable
alçakça
low
scoundrel
vile
lousy
down
rascal
wretch
nefarious
scum
despicable
alttan
bottom
down
beat
defeat
under
underneath
sub
inferior
downstairs
nether
düşüklüğü
low
miscarriage
less
small
slim
lowly
minimal
nominal
minimum
inferior
aşağıdan
down
downstairs
down here
low
inferior
to bottom
downward
altında
bottom
down
beat
defeat
under
underneath
sub
inferior
downstairs
nether

Examples of using Low in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
The way you smoke… your voice… it's a little low.
Sesinde… -Sigara içişinde var… biraz kısık.
I had very low expectations of him, and of sponsorship, in general.
Benden beklentilerim çok düşüktü, Sponsorum ve genel olarak.
You in here? You go low, we will go high?
Sen aşağı git, biz yukarı çıkacağız. Burada mısın?
Just trying to fly low, avoid the radar, boss.
Alçaktan uçmaya çalışıyorum, radardan kaçınmak için, patron.
She might be a little low on gas. Hi, how y'all?
Benzin biraz azalmış olabilir. Merhaba, nasılsınız?
Condition lever, low.- No, it's not reading.
Olmuyor, çalışmıyor. Durum manivelası, aşağıda.
Put a third team down in this building… on a low floor.
Üçüncü ekibi de şu binaya yerleştirirsin… alt katlardan birine.
Your voice… The way you smoke, it's a little low.
Sigara içişinde var… Sesinde… biraz kısık.
The brown dwarfs are very low temperature so they emit very, very little light.
Kahverengi cücelerin sıcaklığı çok düşüktür. Bu yüzden çok az ışık yayarlar.
He was too low. I think Brother is singing it good.
Çok düşüktü. Bence kardeşim güzel söylüyor.
If that seaplane is flying low, won't it avoid detection?
Alçaktan uçuyorsa tespit edilmeyebilir, değil mi?
Low. Middle.
Aşağı. Aşağıdan bloke.
A printer that was low on ink.
Mürekkebi azalmış bir printerda.
Her little eyes are weeping, she holds her head low.
Küçük gözlerinden yaşlar akıyor ve başını aşağıda tutuyordu.
I want you to. You're a dirty, low animal.
Sen pis aşağılık bir hayvansın. Yapmanı istiyorum.
I don't know. maybe i got low self-esteem or somethin.
Belki benlik saygım düşüktür.- Bilmiyorum.
Your thyroid was low, but not low enough to cause depression.
Tiroidin düşüktü ama depresyona sebep olacak kadar da değildi.
That seaplane is flying low, won't it avoid detection?
Alçaktan uçuyorsa tespit edilmeyebilir, değil mi?
By people of low blood. Our nation has become adulterated.
Ulusumuz aşağı kandan insanlar tarafından olgunlaştırılıyor.
Low and nasty apparel.
Adi ve iğrenç giysiler.
Results: 7486, Time: 0.1897

Top dictionary queries

English - Turkish