SO LOW in Turkish translation

[səʊ ləʊ]
[səʊ ləʊ]
kadar alçak
so low
low enough
kadar düşük
so low
as low as
a rock-bottom
as far down
how low
low enough
çok düşük
very low
is too low
is so low
extremely low
is really low
pretty low
are pretty slim
are very slim
is minimal
much lower
az ki
so low
so little that
kadar alçaktan
so low
low enough
çok zayıf
very weak
is too weak
is weak
is so weak
so thin
very thin
too skinny
too thin
very faint
very poor
aşağıda ki
çok dibe

Examples of using So low in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I have never flown so low through the city.
Şehrin üstünde hiç bu kadar alçaktan uçmamıştım.
Not so low.
O kadar düşük değil.
So low it seems like you're just walking.
O kadar alçak ki; adeta yürüyor gibisin.
Why did he clip them so low? I was wondering.
Ben de neden o kadar derinden kestiğini merak ettim.
The valley Valley So low.
Bir vadide… Çok alçaktaki bir vadide… Kafanı kaldır.
The valley so low.
Kafanı kaldır… Çok alçaktaki bir vadide.
The valley so low.
Çok alçaktaki bir vadide… Kafanı kaldır.
And so low?!
Ve bu kadar düşük?!
The valley Valley So low.
Çok alçaktaki bir vadide… Kafanı kaldır… Bir vadide.
Hands so low you can hardly see what they're doing.
Eller çok aşağıda ne yaptıklarını zar zor görebiliyorsun.
With profits so low, I'm surprised you even think to suggest it.
Bu kadar düşük kazancımıza rağmen bunu söylemene şaşırdım.
Why did you dump my company's stock, and drive the price so low?
Neden hisselerimi çok ucuza satıp, fiyatları düşürdün?
Why are you sounding so low.
Sesin neden bu kadar düşük geliyor.
I have never flown so low through the city.
Şehir üzerinde hiç bu kadar alçak uçmamıştım.
Her voice is so low I can scarcely hear what she's saying.
Sesi o kadar kısıldı ki, ne dediğini zar zor duyuyorum.
I have never seen him so low.
Onu hiç bu kadar moralsiz görmemiştim.
They would have said that Bill Clinton has brought this country so low that Fidel Castro, a Mexican.
Bill Clinton ülkemizi öyle alçalttı ki Fidel Castro, bir Meksikalı.
I have stooped so low!
Ben, öyle aşağıya eğildim!
Why's my car sitting so low?
Arabam neden bu kadar alçakça oturuyor?
I will buy things there… with the dollar so low.
Orada düşük dolarla bir şeyler alırım.
Results: 103, Time: 0.0652

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish