MEDITERRANEAN in Turkish translation

[ˌmeditə'reiniən]
[ˌmeditə'reiniən]
akdeniz
mediterranean
mediterranean
akdenizde
mediterranean
akdenizin
mediterranean
akdenizi
mediterranean

Examples of using Mediterranean in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I mean, I raised my only son in my beautiful mediterranean home.
Ben mesela tek çocuğumu Akdenizli güzel evimde yetiştirdim.
He may have been the first Mediterranean to distinguish the Germanic people from the Celts.
O, belki de Germanik halkların Keltlerden farkını ayırt eden ilk Akdenizli olmuştur.
Blonde, Nordic forehead, and lovely mediterranean eyes.
Şarışın, kuzeyli alnı ve, sevimli akdenizli gözleri.
Look at that fine Mediterranean ass.
Şu taş gibi Akdenizli götüne bak.
Was this a small Mediterranean guy with curiously intelligent good looks?
Garip adam değil mi? Şu kısa boylu, yakışıklı, Akdenizli.
A Mediterranean type. Another guy.
Başka bir adam. Akdenizli tipi.
From there we would head south to the Mediterranean, for a drive along the French Riviera to Saint-Tropez.
Oradan Fransız Rivierasından Saint-Tropeze doğru gitmek için yönümüzü güneye, Akdenize çevireceğiz.
Accent sounded Mediterranean, maybe Greek.
Aksanı Akdenizli gibi, belki Yunan.
A long time ago, in a little Mediterranean village, there was a girl.
Uzun zaman önce küçük bir Akdeniz köyünde bir kız vardı.
Soul of the mediterranean" campaign.
Egenin Ruhu'' kampanyam.
The Suez Canal is commercial waterway connecting the Mediterranean Sea and the Red Sea.
Süveyş Kanalı, Akdeniz ile Kızıldenizi birbirine bağlayan yapay su yoludur.
The Mediterranean is beautiful, but if it's real sailing.
Akdeniz çok güzeldir. Ama gerçekten iyi bir tekne yolculuğu istiyorsanız.
Malta is an island in the middle of the Mediterranean Sea.
Ada, Ege Denizinin ortasında yer almaktadır.
We will be getting to the Mediterranean soon, Holmes.
Birazdan Akdenizde olacağız, Holmes.
And that's a tremendous effort for a mediterranean.
Ve bu bir Akdenizli için çok zorlu bir iştir.
Mediterranean? What do you think, Thorpe?
Ne diyorsun Thorpe? Akdenizde başka yer mi yoksa?
You look positively Mediterranean.
Tam bir Akdenizli gibi görünüyorsun.
eventually settled on the Mediterranean coast.
sonunda bir Akdeniz kiyisinda kaldik.
Didn't Admiral Baldwin leave for the Mediterranean last Tuesday?
Amiral Baldwin geçen Salı Akdenize açılmamış mıydı?
And I was brought to a Mediterranean island by the man who made me.
Beni yapan adam tarafından bir Akdeniz adasına getirilmiştim.
Results: 1121, Time: 0.0712

Top dictionary queries

English - Turkish