OLDEN in Turkish translation

['əʊldən]
['əʊldən]
eski
old
former
ancient
ex
previous
past
used
olden
geçmiş
past
history
background
previous
have
back
pass
historical
bygone

Examples of using Olden in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Called, back then, the Feast of Fools. every December, a lord of misrule presided over the winter holidays, Used to be, in ye olden days.
Eski günlerde, her aralık ayında, kış tatilini yöneten biri olurdu ve o zamanlar buna Feast of Fools denirdi.
In the olden times, people used to believe- that if you know the name of something it can curse you.
Çok eski zamanlarda insanlar, bir şeyin isminin bilinmesinin seni lanetlediğine inanırlardı.
I can sing but I'm also good at modern dance, olden dance, and mermaid dancing,
Şarkı söyleyebiliyorum ama ayrıca modern dansta da iyiyim. Eski zaman dansında da, deniz kızı dansında
read his hot, steamy entrails.- In olden times, when you wanted to know what the future held, you would drag your lamb down to the local witchy woman.
kuzunu alıp büyücüye götürürmüşsün, Eski zamanlarda geleceğini öğrenmek istediğin zaman.
Ted Ray(comedian)(Charlie Olden, 1905-1977), British comedian Ted Ray(golfer)(Edward Ray, 1877-1943), British golfer Ted Wray,
Ted Ray( Charles Olden, 1905-1977), Britanyalı komedyen Ted Ray( Edward R. G. Ray, 1877-1943),
It's called that because one day in the olden times… that never really happened… a naughty god called Zeus wanted to go to bed with someone he wasn't married to.
Ona böyle deniyor, çünkü geçmiş zamanlarda bir gün ki aslında hiç yaşanmamış böyle bir şey Zeus isimli hınzır bir tanrı, evlenmeden biriyle yatağa girmek istemiş.
That never really happened… a naughty god called Zeus wanted to go to bed with someone he wasn't married to. It's called that because one day in the olden times.
Ona böyle deniyor, çünkü geçmiş zamanlarda bir gün… ki aslında hiç yaşanmamış böyle bir şey… Zeus isimli hınzır bir tanrı, evlenmeden biriyle yatağa girmek istemiş.
The olden days.
Ah eski günler.
In olden days.
Eski günlerde.
Which olden times?
Hangi eski zamanlar?
Like the olden times.
Eski zamanlardaki gibi.
Olden times delivery method.
Eski zamanların doğum metodu.
Just like the olden days.
Tıpkı eski günlerdeki gibi.
Mr Tindle?- Olden days.
Bay Tindle.- Eski günler.
I like the olden times.
Bence…- Eskileri severim.
I miss the olden days.
Eski günleri özlüyorum.
As in olden days…♪.
Eski günlerde olduğu gibi.
It was like olden times.
Tıpkı eski günlerdeki gibiydi.
It was like olden times.
Eskiden olduğu gibiydi.
Olden days… Mr Tindle?
Bay Tindle.- Eski günler?
Results: 274, Time: 0.0457

Top dictionary queries

English - Turkish