ORDINARY in Turkish translation

['ɔːdinri]
['ɔːdinri]
sıradan
ordinary
just
common
regular
average
normal
casual
mundane
simple
random
normal
regular
ordinary
natural
usual
just
average
typical
standard
olağan
usual
of the ordinary
regular
normal
routine
common
mundane
commonplace
extraordinary
siradan
turn
are next
line
are up
exceptional
alelade
just any
mediocre
ordinary
sıra
secret
mystery
sıradışı
unusual
extraordinary
out of the ordinary
exceptional
unconventional
odd
outstanding
extreme
uncommon
unorthodox
normalde
regular
ordinary
natural
usual
just
average
typical
standard
sıradanlık
ordinary
just
common
regular
average
normal
casual
mundane
simple
random
sıradanlığından
ordinary
just
common
regular
average
normal
casual
mundane
simple
random
sıradanlığa
ordinary
just
common
regular
average
normal
casual
mundane
simple
random

Examples of using Ordinary in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
The wish to return to an ordinary life.
Siradan hayata dönme isteği.
No Ordinary Family 1x20- No Ordinary Beginning Original air date April 5.
No Ordinary Family 1x20 Sıradışı Başlangıç.
Ordinary is boring, right?- Hey, right?
Sıradanlık sıkıcıdır, değil mi?
I love ordinary. No!
Sıradanlığa bayılırım. Hayır!
You know, ordinary life. Escaped from what?
Neyden kaçtı? Bilirsin işte, hayatın sıradanlığından.
Is there anything out of the ordinary that you would like to report?
Rapor etmek istediğin Sıra dışı bir şey var mı?
These aren't ordinary thugs.
Bunlar alelade serseriler değiller.
Ordinary life like before.
Önceki gibi siradan bir hayat.
But they're tiny and pathetic. Ordinary beans are a magical fruit.
Normalde fasulyeler sihirli, fakat küçük ve acınasılar.
No. I love ordinary.
Sıradanlığa bayılırım. Hayır.
And there is nothing ordinary about it.
Ve bunda bir sıradanlık yok.
you know, ordinary life.
hayatın sıradanlığından.
You ordinary bitch.
Seni alelade fahişe.
But these are no ordinary eyes.
Ama bunlar siradan gözler degildir.
But there's nothing ordinary about his ability to cling tightly to any surface.
Ama onun herhangi bir yüzeye sıkıca tutunma yeteneğinde hiç bir sıradanlık yok.
I love ordinary. No!
Hayır. Sıradanlığa bayılırım!
you know- ordinary life.
hayatın sıradanlığından.
This is a much more human and ordinary type of incompetence.
Bu çok daha insani ve normalde yetersizlik türüdür.
Nothing too out of the ordinary right now.
Şu an sıra dışı bir şey yok.
At least not in the ordinary classical sense.
En azından alelade, klasik duygular değil.
Results: 3788, Time: 0.1014

Top dictionary queries

English - Turkish