PALTRY in Turkish translation

['pɔːltri]
['pɔːltri]
saçma
ridiculous
nonsense
bullshit
stupid
absurd
silly
crazy
rubbish
dumb
preposterous
değersiz
worthless
unworthy
insignificant
inferior
cheap
measly
little
trashy
vile
two-bit
küçük
little
small
young
tiny
minor
junior
petty
önemsiz
important
importance
care
value
significance
emphasis
matters
of that magnitude
priority
big
cüzi
paltry
little
a fraction
small

Examples of using Paltry in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Who couldn't swallow the shame of it, who took my last paltry savings to hire Gray… And the gentleman of consequence.
Yaptıklarının utancıyla yüzleşemeyen ve son değersiz birikimimle… Grayi tutan o nüfuzlu beyefendi de.
and you think some paltry mind games
sen birkaç saçma zihin oyunu
and even if I did, our paltry expressions would pale in comparison to Michael's rhapsodizing.
yapsaydım bile, bizim önemsiz tabirlerimiz, Michaelın methiyelerinin yanında sönük kalırdı.
and you think some paltry mind games.
sen birkaç saçma zihin oyunu ile küçük bir kaya duvarının beni durduracağını düşünüyorsun.
In your own paltry limited way,
Kendi ufak, sınırlı yolunuzla.
They apologize for the paltry offering and hope you will accept… $50,000?!
Tekliflerinin azlığı için özür diliyorlar ve kabul etmeni umuyorlar… 50.000 dolar mı?
They have sold the signs of Allah for a paltry gain, and have barred[the people] from His way.
Allahın ayetlerine karşılık az bir değeri satın aldılar, böylece Onun yolunu engellediler.
is the problem, along with our paltry consumption of plants.
sorunun ta kendisi; az bitki tüketimimizle beraber.
in a diluted form, and also made it possible for his protagonists to win paltry victories.
verme imkanı sundu ve baş karakterlerin ufak zaferler kazanmasını mümkün kıldı.
So woe to them who write the Book with their hands and then say,‘This is from Allah,' that they may sell it for a paltry gain.
Artık o kimselerin vay haline ki, kendi elleriyle kitap yazarlar da sonra biraz para almak için'' Bu Allah katındandır.'' derler.
It's taken you three years from my first reported case just to show up here for a look, and the paltry amount of money you are forcing us to beg for out of the $4 billion you now receive each and every year to protect the health of American people won't come to anyone before only God knows when.
Raporladığım ilk vakadan beri bakmaya gelmeniz 3 yıl sürdü ve Amerikan halkının sağlığını korumak için her gün aldığınız 4 milyar dolardan yalvarmamızı beklediğiniz değersiz meblağ kim bilir ne kadar sonra ulaşacak.
gas to produce electricity, you save a paltry 448 kilograms of carbon dioxide per ton of food waste.
Bir tonluk atığa karşılık cüzzi bir miktar olan 448 kilogram karbondioksit tasarrufu yapardınız.
Indeed, they're paltry ware.
Gerçekten, onlar değersiz.
Supplementing their paltry incomes as nannies.
Dadı olarak aldıkları paraya ek.
So what's this paltry century?
Bu önemsiz grup nedir?
And there was that paltry excuse for entertainment.
Bir de yalap şalap yapılmış bir eğlence vardı.
A paltry bit of plastic and crude electronics.
Basit elektronik ve anlamsız plastik yığını.
All for the paltry sum of 100 Toumans.
Hepsi sadece cüzi bir ücrete, 100 Tuman.
I accept your paltry… I mean, precious gift.
Değers… Yani, değerli hediyeniz için teşekkür ederim.
Do not sell Allah's covenants for a paltry gain.
Allaha verdiğiniz sözü basit bir ücret karşılığı satmayın.
Results: 293, Time: 0.1201

Top dictionary queries

English - Turkish