PEASANT in Turkish translation

['pesnt]
['pesnt]
çiftçi
farmer
farm
rancher
peasant
hillbilly
sodbuster
planter
köylü
village
country
town
rural
peasant
cottage
andavallı
blockhead
jerk
cluck
köylüler
village
country
town
rural
peasant
cottage
köylüyü
village
country
town
rural
peasant
cottage
köylülerin
village
country
town
rural
peasant
cottage

Examples of using Peasant in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Iolande, prepare to wed as soon as I defeat this peasant.
Iolande, bu köylüyü yendikten sonra hemen, düğün hazırlıklarına başla.
The peasant army is beaten.
Köylülerin ordusu yenildi.
Yes. He was a peasant.
Evet. O bir çiftçi idi.
So marches the French Revolution, so the Russian Revolution, the Peasant Wars, the Anabaptists.
Fransız Devrimi, Rus Devrimi, Köylüler Savaşı ve Anabaptislik… böylece sürer.
See that peasant out there?
Şu dışardaki köylüyü görüyor musun?
I was worried you are not used to having peasant food.
Köylülerin yemeklerine alışkın olmadığın içindir.
But over two million civilians, mostly peasant farmers and their families.
Çoğunlukla da köylüler… 2milyonun üzerinde sivil.
Kill the Jew. Bring me the peasant.
Bana şu köylüyü getirin. Yahudiyi öldürün.
Peasant rumors superstitions about garlic crosses the old stake in the heart.
Köylülerin hikayeleri… sarımsakla… haçlarla… kalbe saplanan kazıklarla ilgili batıl inançlar.
But over two million civilians, mainly peasant families, have been killed by Russian troops.
Çoğunlukla da köylüler… 2milyonun üzerinde sivil.
Bring me the peasant. Kill the Jew.
Bana şu köylüyü getirin. Yahudiyi öldürün.
But, Your Highness, I was only dealing with meaningless peasant matters.
Ama, Ekselansları ben yalnızca köylülerin gereksiz işleriyle uğraşıyordum.
Bring me the peasant.
Bana köylüyü getirin.
For one night I will enjoy the same freedom as the most carefree peasant.
Bir geceliğine dertsiz köylüler gibi özgürlüğün tadını çıkaracağım.
Is the daughter of the peasant leader. This woman.
Bu kadın… köylülerin liderinin kızıdır.
Bring me the peasant.
Köylüyü bana getirin.
No, no, no, it was made by some Peruvian mountain peasant.
Hayır, hayır, hayır, Perulu bazı köylüler tarafından yapılmış.
I would go with the Peasant.
Ben olsam Köylüyü seçerdim.
Lord and Peasant in the Making of the Modern World.
Modern Dünyanın Yaratılmasında Lordlar ve Köylüler.
Claim your peasant! Come out, Will!
Ortaya çık! Bu köylüyü şuçla!
Results: 1004, Time: 0.0532

Top dictionary queries

English - Turkish