PILING UP in Turkish translation

['pailiŋ ʌp]
['pailiŋ ʌp]
yığılıyor
pile it
yığılmaya
pile it

Examples of using Piling up in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
We have got weapons piling up that need to be repaired, sir.
Tamir edilmesi gereken silahlar gittikçe birikiyor, efendim.
Garbage keeps piling up My life is like a dumpster.
Hayatım bir çöplük gibi, çöpler yığılmaya devam ediyor.
I suppose. And the charges keep piling up.
Sanırım öyle. Ve suçlamalar çoğalmaya devam edecek.
Dead bodies are piling up around your new family.
Yeni ailenin etrafında cesetler yığın oluyor.
You were all so confident, but bodies keep piling up!
Hepiniz kendinizden emindiniz ama cesetler kümelenmeye devam ediyor!
Allied war materiel still in transit quickly began piling up in warehouses at Arkhangelsk(Archangel) and the ice-free port of Murmansk.
Hâlâ transit geçişte bulunan itilaf devletlerinin hırdavatları, Arhangelsk( Archangel) ve Murmanskun buzlu limanlarının depolarında birikmeye başladı.
With Christmas orders piling up, I really need you to make a decision on what direction you wanna go.
Noel siparişleri yığılıyor, artık gerçekten ne yapmanız gerektiği konusunda bir karar almanız gerek.
On what direction you wanna go. With Christmas orders piling up, I really need you to make a decision.
Noel siparişleri yığılıyor, artık gerçekten ne yapmanız gerektiği konusunda bir karar almanız gerek.
It's day 18 of the garbage strike, with 10,000 tons of garbage piling up every day.
Bugün çöp grevinin sekizinci günü… her gün 10 bin ton çöp yığılıyor.
I bet a lot of you dream about that sometimes with all them breakfast dishes piling up. And them cranky husbands to get off to work.
Eminim birçoğunuz, bütün o kahvaltı bulaşıkları birikmiş ve huysuz kocalarınız işe gitmeye hazırlanırken bunun hayalini kuruyorsunuz.
the corpses just keep piling up!
ortalığa ceset yığılıp duruyor!
All of your fertility experiments are right here, with each and every one of your bills piling up.
Bütün doğurganlık deneyleriniz burada, biriken bütün faturalarınız tek tek burada.
The only thing we have in common, Kellen, are the dead bodies that seem to keep piling up around you.
Aramızdaki ortak tek şey, Kellen, etrafında yığılıp duran cesetler.
I still have no head of cardio, I have got general surgeons quitting on me left and right, I have got surgeries piling up like dead fish
hala bir Kardiyo bölüm başkanı yok beni ortada bırakıp giden genel cerrahlarım var balık istifi gibi biriken ameliyatlarım var
Credit cards piled up.
Kredi kartı birikti.
The bills piled up.
Faturalarım birikti.
Any advantage to the Russian land For their funds pile up without.
Çünkü onların servetleri… Rusya topraklarına hiç bir fayda sağlamadan yığılıyor.
Dishes pile up in the sink.
Lavaboda bulaşıklar birikmiş.
Without any advantage to the Russian land. For their funds pile up.
Çünkü onların servetleri… Rusya topraklarına hiç bir fayda sağlamadan yığılıyor.
I'm a divorced man, and I let the laundry pile up. What?
Ben eşimden boşandım ve kirli çamaşırlar birikti. Ne var?
Results: 47, Time: 0.0438

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish