PINKER in Turkish translation

['piŋkər]
['piŋkər]
pinker
pembe
pink
purple
rosy
pinky

Examples of using Pinker in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Slate argues that all humans are born with some innate traits. Here, Pinker talks about his thesis,
tüm insanların doğuştan getirdikleri bazı özelliklerle dünyaya geldiklerini ileri sürüyor. Pinker, burada, savı
In his latest book, Harvard professor Steven Pinker-- and many other thinkers before him-- concludes that one of the main drivers behind less violent societies is the spread of the constitutional state and the introduction,
Son kitabında Harvard profesörü Steven Pinker, ve ondan önce de birçok kişi şu sonuca varıyor, daha barışçıl toplumların arkasındaki kuvvet, anayasal devletin yayılması ve meşru şiddet kullanımının geniş bir kapsamda devlet tekelinde olmasındandır, bu şiddet demokratik olarak seçilen bir devletle,
In his latest book, Harvard professor Steven Pinker-- and many other thinkers before him-- concludes that one of the main drivers behind less violent societies is the spread of the constitutional state and the introduction on a large scale of the state monopoly on the legitimized use of violence-- legitimized by a democratically elected government, legitimized by checks and balances and an independent judicial system.
Son kitabında Harvard profesörü Steven Pinker, ve ondan önce de birçok kişi şu sonuca varıyor, daha barışçıl toplumların arkasındaki kuvvet, anayasal devletin yayılması ve meşru şiddet kullanımının geniş bir kapsamda devlet tekelinde olmasındandır, bu şiddet demokratik olarak seçilen bir devletle, yargı ve yürütmenin birbirini deneltemesiyle ve bağımsız bir hukuk sistemiyle meşrulaştırılır.
PINK AND WHITE.
Pembe ve beyaz.
HEY, NOT THE PINK SASH.
Pembe olan değil Sash.
BEFORE ANY OF YOU ASK, THE PINK WAFER REPRESENTS HIS BATHTUB.
Siz sormadan önce, pembe gofretler küvetini temsil ediyor.
SHE PICKED THE PINK ONE.
Pembe olanı seçti.
WHO IS WEARING A STRIKING ORGANZA DRESS IN PINK TULLE.
Pembe tülden çarpıcı bir organze elbise giymiş.
PINK TIGHTS AND PLENTY OF PROPS.
Pembe tayt ve birkaç dekor.
PINK HEART.
Pembe kalp.
CAN I WEAR MY PINK PANTS TOMORROW?
Yarın pembe pantolonumu giyebilir miyim?
Pinks and greens. All those.
Pembe ve yeşiller. İşte tüm.
PINK COASTERS.
Pembe altlığı.
Salmons and pinks are so homemaker.
Pembe ve som renkler eve uyar.
All those pinks and greens.
Pembe ve yeşiller. İşte tüm.
BLUE AND NOT SO PINK.
Mavi ve çok da pembe değil.
I JUST HAD THE PINK PLATE SPECIAL.
Daha yeni spesiyal pembe tabak yemiştim.
I have a supplier, the pinks ones are best.
Bir tedarikçim var. En iyileri pembe olanlar.
I get a strong sense of blues and… and pinks.
Çok fazla mavi ve pembe seziyorum.
Just a blue one in the morning, two pinks at night.
Sabahları bir tane mavi, geceleri 2 tane pembe olandan.
Results: 42, Time: 0.0507

Top dictionary queries

English - Turkish