PLUNDER in Turkish translation

['plʌndər]
['plʌndər]
yağma
plunder
loot
raid
pillaging
ransacked
swag
ganimet
loot
booty
trophy
prize
spoils
plunder
bootie
plunderı
plunder
yağmaladıklarını
looting
plundering
to sack
to pillage
ransacking
raiding
talan
pillage
raid
plundered
looted
sacked
ransacked
rifling
ganimetlerini
loot
booty
trophy
prize
spoils
plunder
bootie

Examples of using Plunder in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Reports that warned of bloodshed and plunder.
Kan dökülen ve yağmalanan raporlar.
Plunder of the Islamic State.
İslam Devletinin yağmacılığı.
Their possessions wherever he finds them". To kill Americans… and plunder.
Bulduğunuz her yerde Amerikalıları… öldürmek ve yağmalamak.
And I plunder boats.
Ben de gemi yağmacısıyım.
Plunder, my man.
Plunder, adamım.
This lyin' pirate owes me a plunder of silver.
Bu korsan bana bir pot gümüş borçlu.
This lying pirate owes me a plunder of silver.
Bu korsan bana bir pot gümüş borçlu.
What happened?- Plunder escaped?
Plunder kaçmış?- Ne oldu?
The Bedouin mob came bursting into the carriage, to kill and plunder.
Bedevi çetesi öldürmek ve yağmalamak için vagona saldırdılar.
Their fat flesh fuels the pirate's plunder.
Yağlı etleri korsanların, yağma için enerji kaynağıydı.
Jared Morillo, aka Plunder.
Jared Morillo, nam-ı diğer Plunder.
The Princess of Plunder. Trouble.
Bela! Hırsızlar prensesi.
This lying pirate owes me a plunder of silver.
Bu pis korsan beni gümüş bir yağma borcu var.
What happened? Plunder escaped?
Ne oldu?- Plunder kaçmış?
Plunder escaped. What happened?
Ne oldu?- Plunder kaçmış?
Come with me and plunder the greatest city in Westeros.
Benimle gel ve Westerosun en büyük şehrini talan et.
In 150 years, mankind starts to move from wealth and simple plunder to capitalism.
Yıl içinde insanoğlu zenginlik ve basit yağmadan kapitalizme geçmeye başladı.
You pillage! You plunder!
Sen yağmalarsın! Talan edersin!
The Frankish armies saw the Italian conflict as an opportunity for plunder and a chance to exert their own claims to northern Italy.
Frank orduları İtalyan savaşını yağma ve kuzeydeki toprakları geri almak için bir fırsat olarak gördü.
Croatian Radio Television has published a tape that appears to implicate Vasiljkovic in acts of arson, plunder and murder.
Hırvat Radyo ve Televizyonu Vasilykoviçi kundaklama, yağma ve cinayet eylemleriyle ilişkilendiren bir kaset yayınladı.
Results: 116, Time: 0.0668

Top dictionary queries

English - Turkish