PRETTY SOON in Turkish translation

['priti suːn]
['priti suːn]
çok yakında
very soon
pretty soon
too soon
real soon
so soon
soon enough
really soon
quite soon
soon be
very close
oldukça yakında
fairly soon
pretty soon
quite close by
very soon
çok kısa sürede
very soon
so soon
very little time
very shortly
…yakın zamanda
yakında güzel
pretty soon

Examples of using Pretty soon in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Pretty soon.
Yeah, pretty soon.
Evet. Bayağı erken saldılar.
Pretty soon, you're singin' too.
Biraz sonra sen de şarkı söylüyorsundur.
Pretty soon even Admiral Macintyre stopped returning my calls.
Yakın zamanda sevimli amiral Maclntyre çağrılarıma cevap vermez oldu.
Pretty soon, you' gonna need to decide what you are.
Çok yakında ne olduğuna karar vermen gerekecek.
Pretty soon you need to decide what you are.
Çok yakında ne olduğuna karar vermen gerekecek.
Which will be pretty soon if you don't help us.
Yakında bize yardım etmezsen. Güzel olacak.
Pretty soon, you're singing too.
Biraz sonra sen de şarkı söylüyorsundur.
Pretty soon the silence will drive her absolutely out of her mind.
Oldukça kısa bir süre sessizlik olacak sonra kesinlikle çıldıracaklar.
Pretty soon now.
Şimdi çok yakın.
Pretty soon we will know how they think.
Yakinda nasil düsündüklerini ögrenecegiz.
Awfully tired of this racket. Pretty soon, someone's going to get.
Güzel, birazdan birisi bu şamatadan yorulacaktır.
You know pretty soon you're gonna start jones'n for that gauntlet really bad.
Biliyorsun… çok kısa süre sonra, o kolluğa gerçekten ihtiyaç duymaya başlayacaksın.
Pretty soon they will be giving them the right to vote.
Çok yaknıda onlara oy verme hakkı tanınacak.
All this happens pretty soon.
Tüm bunlar çok yakında olacak.
Yeah, pretty soon.
Bayağı erken saldılar. Evet.
Pretty soon he was watching a boxing match on a Mexican channel.
Biraz sonra bir Meksika kanalında… boks maçı izliyordu.
The business picked up pace pretty soon.
İşler çok çabuk hızlandı.
And pretty soon we were doing everything together.
Sonra çok kısa sürede birlikte bir şeyler yapmaya başladık.
Pretty soon those kids got wise and just left him alone.
Epey sonra o çocukların akılları başına geldi.
Results: 1007, Time: 0.0598

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish