SO SOON in Turkish translation

[səʊ suːn]
[səʊ suːn]
kadar çabuk
sooner
so quickly
so fast
so soon
so quick
as soon as
how quickly
as fast as
how fast
as quickly as
kadar erken
so early
so soon
as early as
as soon as
sooner
early enough
so quickly
's far too early
çok yakında
very soon
pretty soon
too soon
real soon
so soon
soon enough
really soon
quite soon
soon be
very close
çok erken
too soon
too early
very early
so early
so soon
pretty early
really early
super early
awfully early
it's early
bu kadar çabuk
that fast
so quickly
that quickly
this soon
this quick
that easily
it so readily
such short
kadar kısa süre
so soon
kısa zaman içinde tekrar gördüğüme çok
kadar yakın zamanda
çok hızlı
too fast
so fast
very fast
really fast
very quickly
pretty fast
too quickly
so quickly
's fast
too quick

Examples of using So soon in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I didn't expect to see you back so soon. Hey.
Selam. Bu kadar erken dönmeni beklemiyordum.
I talked to him yesterday, I did not think he would come so soon.
Onunla dün konuştum, bu kadar çabuk geleceğini düşünmemiştim.
It's just… It still feels so soon. Nothing.
Sadece… Hala herşey çok hızlı oluyor. Hiçbir şey.
You can see them so soon if you just confess. Think about your family.
Sadece itiraf etsen onları çok yakında görebileceksin. Aileni düşün.
You would honor us so soon. My brother Chandra did not realize.
Kardeşim Chandra bizi bu kadar çabuk onurlandıracağınızı düşünmemişti.
What a surprise.- Back so soon, Xiao?
Xiao, çok erken dönmüş müydün? Oh, ne hoş bir sürpriz!
How do you expect us to find the money so soon?
Parayı bu kadar kısa sürede nasıI buluruz?
You have got to go so soon?
Bu kadar yakın zamanda mı gidiyorsun?
I didn't expect to see you back so soon. Hey.
Bu kadar erken dönmeni beklemiyordum. Selam.
I just… I didn't expect it to happen so soon.
Ben sadece… Bu kadar çabuk olmasını beklemiyordum.
The FBI. I didn't think they would be here so soon.
Çok yakında burada olacağını düşünmemiştim. FBI.
Handing us over so soon?
Bizi bu kadar çabuk teslim mi ediyorsun?
Back so soon, Mr Barlow? Fergus?
Fergus? Çok erken döndünüz Bay Barlow?
If we attempt another joining so soon, it might not survive.
Bu kadar kısa sürede başka bir birleşmeye teşebbüs edersek yaşayamayabilir.
He was waiting for you to come, but not so soon.
Ziyaretini bekliyordu ama bu kadar erken değil.
Yes? Oh, gentlemen, I didn't expect to see you so soon.
Evet? Beyler, sizi bu kadar çabuk görmeyi beklemiyordum.
Colonel Haley, I didn't expect to see you so soon.
Albay Haley, sizi bu kadar yakın zamanda görmeyi beklemiyordum.
I was thinking you shouldn't be out of bed so soon after surgery.
Ameliyattan bu kadar kısa süre sonra kalkmaman gerektiğini düşünüyordum.
I didn't think they would be here so soon. The FBI.
Çok yakında burada olacağını düşünmemiştim. FBI.
I wasn't expecting you so soon. Come in.
Sizi bu kadar çabuk beklemiyordum: Girin.
Results: 664, Time: 0.0764

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish