RACE in Turkish translation

[reis]
[reis]
ırk
race
racial
species
racist
breed
ethnicity
racism
of racially
yaris
race
yarışı
race
competition
contest
compete
derby
yarışa
race
competition
contest
compete
derby
yarışını
race
competition
contest
compete
derby
yarıştan
race
competition
contest
compete
derby
ırkı
race
racial
species
racist
breed
ethnicity
racism
of racially
irk
race
racial
species
racist
breed
ethnicity
racism
of racially
ırkını
race
racial
species
racist
breed
ethnicity
racism
of racially

Examples of using Race in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I despise the vampire race.
Vampir ırkından nefret ediyorum.
We got a race tomorrow and you can barely stand up.
Yarın yarışımız var ama sen ayakta duramıyorsun.
We will make our own race, you against Pat.
Hadi kendi yarışımızı yaratalım, sen Pate karşı.
Did he convey that the crime was at all motivated by the victim's race?
Suçun kurbanın ırkından kaynaklandığını iletti mi?
You didn't hear that the Sun supernova and destroyed our entire race?
Güneş süpernovasının tüm ırkımızı yok ettiğini duymadın mı?
Where's race boy?
Yarışçı nerede?
To 5, Valiente. We got us a horse race. From 42 to 1?
A 5 Valiente Bir at yarışımız var 42den 1e mi?
You know race treason is a serious crime, Boyd.
Biliyorsun ki ırka ihanet ciddi bir suçtur, Boyd.
Audience jeering President Obama… promised a discussion on race in this country.
Başkan Obama bu ülkede ırkçılık üzerine bir münazara yapacağına dair söz verdi.
Trying to pass that horse off as race ready, raise his value.
Atı yarışlara hazırmış gibi göstermeye çalışıp değerini arttırıyordun.
Your permission is needed for their participation in this year's race.
Bu yılki yarışlara katılabilmeleri için izniniz gerekiyor.
With a victory for my Pinto complete, it was time to check on race boy.
Pintomun zaferiyle yarışçı çocuğu kontrol etme zamanıydı.
Preaching race war in a goddamn church.
Herif kilisede ırkçılık savaşı vaazları veriyordur.
They're about to start our race, so listen to me!
Yarışımızı başlatmak üzereler, bu yüzden beni dinle!
The cowboys in that race are crazy.
O yarıştaki kovboylar deli.
Sure to annoy race boy, I was given something from the sport class.
Yarışçı çocuğu rahatsız etmek için, bana spor tarzı bir şey verildi.
It will be a world like the one that shaped our race in Europe.
Avrupada ırkımızı şekillendiren dünya gibi bir dünya olacak.
It explains race, culture, capitalism
Irkı, kültürü, kapitalizmi
Your weakness threatens our entire race.
Zayıflığın bütün ırkımızı tehlikeye atıyor.
We pinch off the race at this generation.
Irkı bu nesilde keseceğiz.
Results: 6866, Time: 0.0591

Top dictionary queries

English - Turkish