RAVING in Turkish translation

['reiviŋ]
['reiviŋ]
çılgın
crazy
mad
wild
insane
freaky
lunatic
madman
wacky
nutty
frenzied
saçmalamaya
bullshit
nonsense
bullshitting
talking shit
ridiculous
deli
crazy
mad
insane
lunatic
madman
maniac
freak
psycho
nuts
deranged
raving
çılgınca
crazy
mad
wild
insane
freaky
lunatic
madman
wacky
nutty
frenzied
saçmalayan
bullshit
nonsense
bullshitting
talking shit
ridiculous
abuk sabuk
gibberish
hyperbole
raving
codswallop
is the disppearance

Examples of using Raving in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Stark, raving success.
Sade, çılgın başarı.
Do you really want to be Mrs. Raving Lunatic?
Gerçekten Bayan Saçmalayan Çatlak olmak ister misin?
There's one person right now who's a screaming, raving lunatic and that is you.
Şu an bir kişi çığlık atıyor, manyak çılgınca.
From your former raving days, no doubt.
Şüphesiz senin eski çılgın günlerinden.
Sole survivor a raving lunatic.
Tek kurtulan saçmalayan bir deli.
Could you stop raving for a moment Raspoutine!
Bir dakikalığına saçmalamayı kessen olmaz mı Raspoutine?
You're raving, aren't you?
Saçmalıyorsun, değil mi?
Raving like poor Ilpo.
Delisin, zavallı Ilpo gibi.
The man's raving. He's still under shock.
Adam saçmalıyor. Hâlâ şok geçiriyor.
He died raving about some phantom.
Bir hayalet hakkında saçmalayarak öldü.
And they both already spent half the morning raving to the press.
Üstelik sabahın yarısını basın karşısında saçmalamakla geçirdiler.
Or… Or should I say, a drunk, raving source?
Yoksa sarhoş… saçmalayan bir kaynak mı demeliyim?
R… or should I say, a drunk, raving source?
Yoksa sarhoş… saçmalayan bir kaynak mı demeliyim?
The violence of raving thirst.
Bu çılgın susuzluğun yarattığı şiddetin.
Or… Or should I say, a drunk, raving source?
Saçmalayan bir kaynak mı demeliyim? Yoksa sarhoş?
The television, fans raving and bringing laurel wreaths.
Televizyon. Taraftarlar çıldırıyor ve şöhret çelenkleri getiriyorlar.
A drunk, raving source? Or… or should I say?
Yoksa sarhoş… saçmalayan bir kaynak mı demeliyim?
Raving about a trip around the world- and married and all.
Saçma sapan bir dünya gezisine çıktı, evlendi.
You raving lunatic!
Sen gözü dönmüş bir kaçıksın!
He died raving about some phantom.
Saçmalayarak Öldü. Bir hayalet hakkında.
Results: 88, Time: 0.0752

Top dictionary queries

English - Turkish