READILY in Turkish translation

['redili]
['redili]
kolaylıkla
easily
with ease
easy
can
readily
could very easily
hemen
now
right
immediately
just
get
quickly
soon
straight
almost
will
kolay
easy
easily
simple
hazır
ready
set
up
prepare
instant
get
kolayca
easy
easily
simple
gönüllü
heart
gonul
volun
will
heartaches
seve seve
gladly
i'm happy
happily
willingly
i would love
more than happy
i will be glad
would glady
readily

Examples of using Readily in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Silicone burns much less readily than human flesh.
Silikon, insan etinden çok daha kolay yanar.
We talked about what kind of chemicals were readily available.
Hangi türden kimyasal maddelerin kolaylıkla kullanılabileceğinden bahsettik.
Of electricity. I can readily do it with the power.
Elektriğin gücüyle bunu hemen yapabilirim.
Perhaps your mother will confess more readily.
Belki annen daha kolay itiraf eder.
I see. If anyone asks, you will readily tell him.
Öyle mi? Biri sorarsa hemen söylerdin.
The ability to readily recover|after disappointment or loss. Resilience.
Hayal kırıklığı ya da bir kayıptan sonra kolaylıkla kendine gelebilme yeteneği. Direnç.
I talk to her oftener and more readily than to others.
Onunla diğerlerinden daha sık ve gönülden konuşurum.
Your father will readily pay for his baby's business and!
Baban, bebekleri için para vermeye hazırdır!
Answers are readily given and accepted.
Yanıtlar anında verilir ve kabul edilir.
In these conditions they can detect moving objects readily, but have difficulty seeing stationary objects.
Loş ışıkta hareket eden nesneleri hemen görebilmekte fakat durağan nesneleri seçmekte zorlanmaktadırlar.
He won't really admit it so readily.
Bu kadar çabuk kabul etmeyecektir.
Many Englishmen who would more readily draw swords against the king.
Krala kılıç çekmeye daha istekli pek çok İngiliz var.
He won't really admit it so readily.
Bu kadar çabuk itiraf etmeyecektir.
Tom readily admits his mistakes.
Tom hatalarını isteyerek kabul eder.
I see we shall not readily agree on this. Perhaps they are.
Bu konuda kolayca anlaşamayacağımızı görüyorum. Öyle belki.
The technology is readily available to the Goa'uld who infiltrated the Trust.
Güvene sızan Goauldlarda bu teknoloji halihazırda mevcut.
The ability to readily recover after disappointment or loss.
Düş kırıklığı veya kayıp sonrası çabuk toparlanma becerisi.
We remember summers more readily than winters.
İnsan yazları, kışlardan daha fazla isteyerek hatırlıyor.
A fact I readily admitted. If that was indeed true.
Bu ilişki gerçekten doğruysa bile… kabullenmeye hazırdım.
If it was true, which I readily admitted.
Bu ilişki gerçekten doğruysa bile… kabullenmeye hazırdım.
Results: 147, Time: 0.0723

Top dictionary queries

English - Turkish