RELATIVES in Turkish translation

['relətivz]
['relətivz]
akrabaları
relative
kin
family
relation
unrelated
related
in-laws
kinsmen
kindred
yakınları
close
near
burn
soon
nearby
intimate
immediate
recent
imminent
nearly
akrabalar
relative
kin
family
relation
unrelated
related
in-laws
kinsmen
kindred
akrabası
relative
kin
family
relation
unrelated
related
in-laws
kinsmen
kindred
akraba
relative
kin
family
relation
unrelated
related
in-laws
kinsmen
kindred
yakınların
close
near
burn
soon
nearby
intimate
immediate
recent
imminent
nearly
yakınlarını
close
near
burn
soon
nearby
intimate
immediate
recent
imminent
nearly
yakınlarınla
close
near
burn
soon
nearby
intimate
immediate
recent
imminent
nearly

Examples of using Relatives in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
It's not uncommon for unsubs to reach out and contact relatives of victims.
Şüphelilerin kurbanların akrabalarıyla iletişime geçmesi sıkça olur.
I have no relatives buried here, but wanted to pray for the victims.
Burada gömülü akrabam yok, sadece kurbanlar için dua etmek istemiştim.
Did you kill all of your blood relatives?
Eğer kan yakınlarının tüm sen mi öldürdün?
We will look at the lives of our closest relatives.
En yakın akrabalarımızın yaşamlarını yakından inceleyeceğiz.
Why should she tell the relatives that I grew so big?
Akrabalara çok şişmanlamış olduğumu niye söylesin?
The final farewell, relatives.
Akrabalarla son vedalaşmalar.
If you're looking for missing relatives, go to the information desk.
Eğer kayıp akrabalarınızı arıyorsanız, danışma masasına gidin.
All my relatives are dead.
Akrabalarımın hepsi öldü.
I see a bucket of dead relatives!
Ölmüş akrabalarımdan bir kova görüyorum!
For each We have appointed heirs to what parents and relatives leave behind.
Ana-babanın ve akrabanın geriye bıraktıkları malların hepsi için mirasçılar belirledik.
Contact their relatives and try to find that sister.
Akrabalarla iletişime geçip kız kardeşi bulmaya çalışmalıyız.
Our relatives would have nothing to do with us.
Akrabalarımızın bizim için bir şey yapacak durumları yoktu.
All of my relatives combined.
Norma benim akrabalarımın hepsinin birleşimi.
Honey, how would you like to meet some relatives?
Tatlım, akrabalarınla tanışmak ister misin?
I'm about to meet one of my only living relatives.
Akrabalarımdan hayatta kalan biriyle tanışmak üzereyim.
The first of the relatives arrive this afternoon.
Akrabalardan bir kısmı öğleden sonra geliyor.
Because I have no relatives, the orphanage is all I have.
Çünkü hiç akrabam yok yetimhane benim tüm geçmişim.
To visit some relatives.
Akrabalarımızı ziyarete.
It is we who are getting married. Then why are we calling our friends and relatives and feeding them?
Evlenen biziz. O halde neden akraba ve dostları çağırıp onları besliyoruz?
Visiting relatives.
Akraba ziyareti.
Results: 9469, Time: 0.0477

Top dictionary queries

English - Turkish