ROADBLOCK in Turkish translation

['rəʊdblɒk]
['rəʊdblɒk]
barikat
roadblock
barricade
blocking
the barrier on the road
engeli
stop
obstacle
prevent
barrier
way
interfere
obstruction
hurdle
keep
block
bariyerleri
barrier
guardrail
armco
roadblock
roadblock
at roadblock
barikatı
roadblock
barricade
blocking
the barrier on the road
barikatın
roadblock
barricade
blocking
the barrier on the road
barikata
roadblock
barricade
blocking
the barrier on the road

Examples of using Roadblock in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
We're lifting the roadblock.
Barikatı kaldırıyoruz.
Luke Dolan just evaded a roadblock near his wife's house.
Luke Dolan eşinin evi yakınında bir barikatı atlatmış.
You two watch that roadblock.
Siz bu barikatı gözleyin.
I would suggest you put out a couple more roadblock that's all sir.
Size önerim eğer varsa, birkaç bariyer daha çıkarmanız. Hepsi bu, efendim.
You go up there and stand personally on that roadblock of yours.
İstersen gidip o barikatta şahsen de durabilirsin.
What should I tell the roadblock, sir?
Barikattakiler ne söyleyeyim, efendim?
You are responsible for the roadblock.
Sen barikattan sorumlusun.
Roadblock, deep six.
Bariyer, Deep Six.
How did Crump know to avoid the roadblock?
Crump barikattan kurtulmayı nereden bildi?
A freeway roadblock.
ÇevreyoIu barikatında.
Then I will make sure every truck leaves this yard hits a roadblock.
O zaman burdan ayrılan her kamyonun bir engele çarptığından emin olurum.
Yes, he's in a unique position to remove any legislative roadblock to Samaritan.
Evet, Samaritanın önündeki yasal engelleri ortadan kaldırabilecek bir pozisyonda.
Each time that I summit, every roadblock in my life melts away.
Ne zaman zirveye çıksam, hayatımdaki tüm bariyerler yıkılıp gidiyor.
She's obviously trying to use it as some kind of roadblock.
Açıkçası raporu bir tür engel olarak kullanmaya çalışıyor.
An enemy roadblock, impossible to get past.
Düşman yolu kapatmış geçiş imkansız.
If he becomes a roadblock for this project… we will snip him off.
Eğer proje için bir engele dönüşürse ondan kurtulmalıyız.
Isn't there a roadblock you should be putting up somewhere?
Bir yerlerde koymanız gereken bir barikat yok muydu?
Did I build this idiotic roadblock?
Bu salak bariyerleri ben mi koydum?
No, Newton's third law isn't a roadblock, it's a brick wall.
Hayır, Newtonun 3. yasası bir engel değil, bir tuğla duvar.
Tell them to clear the fuckin' roadblock!
Siktiğim yolunu açmalarını söyle!
Results: 140, Time: 0.0843

Top dictionary queries

English - Turkish