SHIMMERING in Turkish translation

['ʃiməriŋ]
['ʃiməriŋ]
parıldayan
to shine
to sparkle
pırıltılı
sparkle
twinkle
glitter
gleam in
the shining's
twinky
parlayan
shining
glowing
shiny
bright
flashing
shimmering
glistening
sparkly
glowy
noctilucent
yanardöner
iridescent
shimmering
opalescent
pırıl pırıl
gleaming
shiny
shining
sparkling
squeaky clean
spotless
shimmering
sleek
brightly
nimrods
pırıl pırıl parlayan

Examples of using Shimmering in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
But the closer you get the more you see the great darkness shimmering within.
Ama yaklaştıkça içinde titreyen karanlık pırıltı daha net görülüyor.
Beckoning and shimmering!
İşaret edip çağırıyor ve parıldıyor!
It turned on, I heard a noise, and noticed the shimmering.
Devreye girdi. Bir ses duyduğumda parıldadığını fark ettim.
I heard a noise, that's when I noticed the shimmering.
Bir ses duyduğumda parıldadığını fark ettim.
That little shimmering stuff looks good.
Şu küçük parıldayan şey iyi görünüyor.
Sorry! Shimmering memories make me sneeze!
Parıldayan anılar beni hapşırtıyor. Üzgünüm!
But under the shimmering blue sea,
Ama parlayan mavi denizin altında,
Shimmering memories make me sneeze. Sorry!
Parıldayan anılar beni hapşırtıyor. Üzgünüm!
The shimmering blue of the seas. Blue.
Mavi. Denizlerin parlayan mavisi.
And you're looking at them with their bare shoulders all shimmering in this… roseate candlelight.
Ve çıplak omuzlarına bakıyorsunuzdur, titreyen bu gül renkli mum ışığında.
The shimmering golden horns of the Ibex father. In the sunset the hunter saw.
Günbatımında avcı, Dağ keçisinin parlayan altın rengi boynuzlarını gördü.
almost shimmering, white color.
neredeyse parıldayan beyaz bir renk.
Shimmering blue it is our haven in a vast black sea of space.
Titrek maviliğiyle dünyamız sonsuz bir kara deniz boşluğunda bir limandır.
Good news. Got the shimmering essence commercial.
Iyi haber, ışıIdayan esans reklamını aldım.
I see them in shimmering dresses.
Onları ışıltılı elbiseler içinde görüyorum.
And shimmering. And positively exotic.
Ve parlak. Ve tamamen egzotik.
And positively exotic. And shimmering.
Ve parlak. Ve tamamen egzotik.
These shimmering comb jellies- sea gooseberries.
Bu titrekçe parıldayan taraklılar- fener balıkları.
Shimmering. You shimmer and you glow. No.
Hayır parlamayan. Titrek bir ışıkla parlıyor ve kor gibi yanıyorsun.
Shimmering isn't a lethal power.
Işınlanmak öldürücü bir güç değil.
Results: 90, Time: 0.0951

Top dictionary queries

English - Turkish