SMILING in Turkish translation

['smailiŋ]
['smailiŋ]
gülümsüyor
smile
grinning
smil'st
gülen
smiley
happy
laugh
gulen
smilin
a laughin
gülmeyi
laugh
smile
giggle at
a chuckie
make it
sırıtmayı
grinning
gülücükler
smile
laugh
smiley face
am smiler
gülümsemeye
smile
grinning
smil'st
gülümsemeyi
smile
grinning
smil'st
gülümseme
smile
grinning
smil'st
gülmek
laugh
smile
giggle at
a chuckie
make it
gülmeye
laugh
smile
giggle at
a chuckie
make it
sırıtarak
grinning
sırıtan
grinning

Examples of using Smiling in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Just keep smiling there, kitten,
Sadece gülümsemeye devam et kedicik…
And miss that smiling face?
Ve özledim güler yüz o?
Stop smiling. You must be super mad!
Gülmeyi kes. Çok sinirlenmiş olmalısın!
Well you always leave me satisfied and smiling so!
Beni hep tatmin edip yüzümde tebessüm bırakmıştın… Annen de öyle derdi!
Stop smiling. Yes.
Kes sırıtmayı.- Evet.
Smiling with that kind of rupture. They wouldn't be up walking around.
Kimse bu türden bir kırık ile etrafta dolaşıp gülücükler saçamaz.
My God, are they flirting? I think he's smiling.
Tanrım, flört mü ediyor onlar? Galiba gülümsüyor.
We learn to always keep smiling, even when we're out of Bloody Mary mix.
Sürekli gülümsemeyi öğrendik Bloody Mary yaparken bile.
And pucker up that sphincter. Just keep smiling there, kitten, Shh!
Sadece gülümsemeye devam et kedicik… ve orada büzüşmeye. Şşşt!
We show the world a smiling face.
Dünyaya güler yüz göstermeliyiz.
Close your eyes. Stop smiling.
Gülmeyi kes. Gözlerini kapat.
Stop smiling! Wasn't that cool.
Sırıtmayı kes! O kadar da havalı değildi.
And you're smiling.
Ayrıca sen de tebessüm ediyorsun.
And smiling like that. Because she keeps touching my stomach.
Çünkü karnıma dokunup duruyor ve bu şekilde gülümsüyor.
You seem pretty confident for someone who got tension headaches during smiling class.
Gülümseme dersinde gerilmekten baş ağrıları çekmiş birine göre kendine çok güveniyorsun.
Keep smiling, ladies, but we have just been kicked out of the USLTA.
Gülümsemeye devam ama biraz önce USLTAdan atıldık, hanımlar.
I can't stop smiling. Since the day we met.
Gülümsemeyi bırakamadın. Tanıştığımız günden beri.
The old smiling face.
Yaşlı güler yüz.
Or you can go to the doctor and you can stop smiling.
Ve gülmeyi bırakıp doktora gidip kendini gösterebilirsin.
Wasn't that cool. Stop smiling!
Sırıtmayı kes! O kadar da havalı değildi!
Results: 1618, Time: 0.0697

Top dictionary queries

English - Turkish